Sadece 57 sayfa olan ve bir saatlik öğle aramda okuduğum bu kitabın beni bu derece etkileyeceğini düşünmezdim. “Dokunmanın Gücü Üzerine”, dokunma ve onun insan hayatındaki rolü üzerine hazırlanmış derinlikli bir kitap. Özellikle dokunmanın önemini yeniden keşfettiğimiz pandemi günlerinde, okurunu dokunma üzerine farklı şekillerde düşünmeye sevk ediyor. Örneğin; Kendine dokunmayı “benliğin duyusallığı”, birbirine dokunmayı “aşka hep yeni bir başlangıç”, gülmek ve gülümsemeyi “hissedilen dokunuş”, susmayı “derinden dokunan” ve okuma sanatını “düşünsel dokunuş” olarak adlandırmış. Özellikle gülmek ve susmak üzerine fikirleri ve onların dokunma ile bağını sorgulaması, kitabın ilgi çekici yönlerinden. Belki de bugüne dek yalnızca fiziksel yönüyle yorumladığımız dokunma sanatına bir de Schmid’in satırları arasından bakmak gerek.