Sabahattin Ali'yi neden daha önce okumadığıma beni pişman eden roman... Uzun zamandır hiç bir kitabın bana bu kadar tesir ettiğini hissetmemiştim.
Ömer çok iyi tanıdığım ve sonra unuttuğum biri gibi hissettirdi. Macide'nin yaşadığı hayal kırıklıklarını her sayfada bir bir bende yaşadım. İçimizdeki şeytan diyordu Ömer bize yapmak istemediğimiz şeyleri yaptıran bir güç. Kendi acizlikleri ve zaaflarıydı aslında.
Her insan içinde birer şeytan barındırır bunlar onların ulaşmak istedikleri en derin arzulara erişmek yolunda düşebilecekleri en derin kuyuları ifade ediyordu bence. Ömer zaaflarına yenik biriydi ve içindeki şeytana kilit vurmak için çok zamana ihtiyacı vardı.
Kitap kalbimde bir acı bıraktı. Parlak beyinlerin sözde aydın kişilerce nasıl köreltildiği, bilinmez bir gaflet içinde nasıl debelendikleri. Edebiyatçı olmak için evvela içindeki şeytana söz geçirmeliydi sözde aydın kişiler. Toplama düşünceler ve fikirlerle hiç bir yere gelinmiyordu. Okumalı ve araştırmalı fakat ardından onları kendi düşünce terazilerinde tartarak özgün bir yapı meydana getirmeliydiler.
Kitap hakkında o kadar söylenecek söz var ki. Ömer'i hiç bir kitap karakteri kadar çok sevmemiştim.
Bir kitap okuduğumuz da eğer zihnimizde yeni kapılar açıyorsa işte o güzel bir kitaptır. Bende aynen bu etki oldu.
Bundan sonra Sabahattin Ali okumaya devam...