·320 syf.··Beğendi
···Okunma: 25 Ağustos 2020 13:19 Dokunmadan, Nermin Yıldırım ile tanışma kitabım oldu. Bu sene aslında çok da farkında olmadan, önceleri okumak isteyip de fırsat bulamadığım ya da okumayı ertelediğim yazarlardan yana yaptım tercihlerimi. Nermin Yıldırım da keza bu isimlerden bir tanesiydi ve kalemini, zihninin ufacık da olsa bir parçasını tanıma fırsatım olduğu için kendimi şanslı hissettiğimi söyleyerek başlamak isterim.
Kısaca konusundan bahsedelim. Yirmi dokuz yaşındaki Adalet, suya sabuna dokunmadan, kimsenin, hatta belki de kendisinin de dahil olmak üzere hayatının parçası olmadan sürdürdüğü yaşamının ölümcül bir hastalığa yakalanmasıyla son bulacağını öğrendiğinde derin bir iç sorgulama serüvenine girişiyor. Yaptıklarıyla, ancak en çok da yapmadıklarıyla ilgili bir hesaplaşma süreci başlıyor onun için. Göğüs kafesinde an be an filizlenen suçluluk duygusu Adalet'in çok geçmeden hayatını heba ettiğini fark etmesine, bu şekilde de hastalığı için kendisini suçlamasına yol açıyor. Geçmişin gölgesi her zaman ensemize çökmek için peşimizdedir. Hep bir fırsat kollar. Adalet de ister istemez zihninin bu gölgelerin koyuluğu tarafından bulanmasına engel olamıyor, ilk gerçek günahını yirmi dokuz yıllık hayatını didik didik ederek arayıp buluyor. Kitabın devamında da Adalet'i uzun bir yolculuk bekliyor. Ve tabii birtakım sürprizler de.
Bana kalırsa Nermin Yıldırım oldukça başarılı bir kurguya imza atmıştı. Olay örgüsünün her detayını ele alarak düşündüğü, cümleleri rastgele yazmaktansa ilmek ilmek örerek kurduğu çok belliydi. Çok özenle yazılmış bir kitaptı bu yüzden kendisine hayran olmamak elimde değildi. Kitabı okumamın bu kadar uzun sürmesinin nedeni de tamamiyle benimle ilgili. Uzun bir süre kitap okuyamadım. Yoksa yazarın üslubunda, olayların ilerleme hızında sizi olumsuz yönde etkileyecek herhangi bir şey yok, en azından benim nezdimde.
Anlaşılır ve çarpıcı üslubunun yanı sıra Adalet karakteri çok ilgi çekiciydi. Çok küçük yaşlarda bolca sözlük okumuş ve sözcük koleksiyonu yapmış. Kelime hazinesi oldukça genişti, özellikle bu bilginin işlendiği kısımlar sebepsizce çok hoşuma gitti çünkü sözcüklerle bu kadar içli dışlı olmuş bir karakter okumamıştım. Adalet'i özgün kılan bir detay olduğunu düşünüyorum. Keza Adalet'in gazete sayfalarının üçüncü sayfa haberlerini kesip topladığı bir defteri de vardı. Yolculuğu sırasında bu defter de kendisine eşlik ediyordu ve bu defteri yanında tutmasının, böyle bir defterin hayatında var olmasının nedeni Adalet'in etraflıca düşünülmüş bir karakter olduğunu kanıtlıyor. Hayatlara dokunmaktan korkan, insanlara çarpmadan dolaşıp duran kadının kitabın sonunda, gelişmeye ve değişmeye karşı attığı adım, dokunduğu omuz yüzümde bir tebessüm oluşturdu. Kendi sesine ses oluşu, kulağında uğuldayan rüzgârı bastırabilmesi çok cesaret vericiydi.
Hayatımın zorlu dönemlerinden birinde Adalet gibi bir karakter okumak ve onun değişebildiğini görmek zannediyorum ki okuyuculara umut dağıtmıştır. Her ne kadar sonu tokat gibi bitse de, gelişim sürecinden ve kendimizden öğrenilebilecek çok fazla şey olduğuna inanıyorum.