·266 syf.··Beğendi
···Okunma: 26 Ağustos 2020 18:31 Bu kitabı ilk okuyuşumda yarım bırakmıştım. Tekrardan okumak istedim ve biraz önce bitirdim. Türü distopya olduğu için hafızanızda canlandıramayacağınız şeyler olabiliyor bu da sizi zorlayabiliyor ama alışıyosunuz bir süre sonra. Kitap hakkındaki düşüncelerim özellikle son 50 sayfasında şekil buldu ve ben bu kitabı belkide son 50 sayfası sayesinde beğendim. 1932 yılında yazılmasına rağmen günümüzü yansıtıyor.
Kitabı bitirdiğimde şu soruları sordum;
Biz uygarlaştıkça daha mı kötüleşiyoruz?
Bilimi ve teknolojiyi daha çok zararımıza mı kullanıyoruz?
Topluma uyum sağlarken acaba gerçek benliğimizi unutuyor muyuz?
İnsanlar tek tipleştirilmeye mi çalışılıyor?
Ahlak kavramı ortadan kaldırılmaya mı çalışılıyor?
BUNDAN SONRASI SPOILER İÇEREBİLİR!
Kitapta iki farklı insanlık var bir tanesi uygarlık diğeri ise vahşi hayat. Uygarlık nasıl mı? Ebeveynlik kavramı yok. İnsan nesli tüplerle çoğaltılıyor. İnsanlar uykuda öğrenme metoduyla bebeklikten itibaren özel yetiştirme yerlerinde büyütülüyor. Kitaplara karşı olumsuz şartlandırılıyorlar. Tepedekilerin istemediği tüm kitaplar yasaklanıyor. İnsanlar ne kadar az bilirse o kadar iyi onlar için. Yaşlanma yok, hastalık yok. Gençlik 60 yaşına kadar sürüyor sonra 60 yaşında ölüm oluyor. Mutsuzluk yok, çünkü soma denen uyuşturucu kullanmaları isteniyor ve o da mutlu hissetmenizi ve hiç birşeyi sorgulamadan itaat etmenizi sağlıyor. Baştakiler, insanları kendilerine hizmet ettirmek için, her istediklerini yaptırmak için köle olarak yetiştiriyorlar .Kültür denen şey yok ediliyor tarih kavramı ortadan kaldırılıyor. Duygu kavramı ortadan kaldırılıyor. Seks çocukluktan itibaren empoze ediliyor ve herkes herkese aittir politikası izlenerek romantizm ve tek eşlilik kavramları yok ediliyor. Kızların %80i daha henüz embriyoiken kısırlaştırılıyor. Tüketim çılgınlığını arttırmak hedefleniyor. Farklılıklara saygı duyulmuyor herşey baştakilerin belirlediği gibi olmalı.
Bir de diğer bir seçenek var o da vahşi hayat. Kızılderili yaşamı; fakirlik içinde ve hiç uygarlaşmamış, kabilelik şeklinde. Yazar bize bu iki seçeneği sunmuş.
Okurken zorlanabilirsiniz ama okumanızı tavsiye ederim.