Gönderi

8/10
·164 syf.··
2019 1. kitabı
... Bir romanın sayfalarında rastladım sana Raif Efendi. Hem de her bir satırında. Yalnızlığın koyu demlenmiş bir bardak çay gibiydi, ağır geldi bünyeme. Bu yüzden ara sıra  kaybettim seni. Sonra sokaklarda aradım  o sayfalardan çıkıp. Kolum çarpmıştı belki yanından geçerken ya da çarpışmıştık, teğet geçmişti hayatlarımız, belki de hiç görmedim seni. Kim bilir? Kendi evinde, kendi insanlarına bile görünmezken ben görebilir miydim ki bu şehrin puslu sokaklarında? Ben de sokaklarda bulamayınca, sen kokan satırlara döndüm geri. Her bir hayal kırıklığında bir yaprak döktüm. Anladım ki senin bütün mevsimlerin sonbahardı. Ben ise bir sonbaharı yaşadım satırlarında. Yüzünü tarif edemem belki, ellerini bilemem ama gözlerini gördüm Raif Efendi. Gözlerinden hüzün geçiyordu. Sahi kaç hüzün sığdırdın bir hayata Raif Efendi. Ağır gelmedi mi bu kadar hüzün omuzlarına? Sözcükler hüznünün ağırlığını taşıyamadı bende.    Bir insanda yaşamı görüp ona bir kere kızdığınızda ya da kırıldığınızda bütün insanlara arkanızı döner miydiniz? Hayat bir kere oynanan bir kumarken  buna cesaret edebilir miydiniz? Ya kendinde hayatı gördüğünüz o kişi yokken diğerlerinin bir anlamı olur muydu? Merak etme Raif Efendi senin cevabını biliyorum. İçim acısa da sendeki cevapların hepsini biliyorum. Seni anlatan o romanın satırlarında okudum, gözlerinde gördüm, yalnızlığında hissettim. Ben senin cevabını meçhul bir ressamın tablosunda buldum Raif Efendi.    Ben seni en çok yalnızlığından tanıdım Raif Efendi. Korkularından düş kırıklıklarından değil. Belki bir filmde rastlamıştım yalnızlığına, belki bir hikayede, belki de bir şiirde. O yüzden en çok o acıttı  yüreğimi. Kanattı elime batan  bir diken gibi. Tanıdık gelmişti, aşinaydım bir yerlerden yalnızlığına. Sen Raif Efendi, hayat akıp giderken yanı başından seyretmeyi tercih edenlerdendin. Konuştuğunda sözcüklerinin seni ele vermesinden, içini aşikar etmesinden mi korktun? Bu yüzden mi kenara çekildin, yalnızlık daha mı cazip geldi Raif Efendi? Sanma ki seni yargılıyorum, ben sadece ayna tutuyorum. "Kime'' diye sorma ne olur. Bilirsin cevabı bilinen sorular sorulmaz, dile getirilmesi acıtır. Ama belki de biz seni anlayamadık, sükûnetinde çığlığını barındırıyordun, bilemedik. Bütün o cevaplanmamış soruların cevabı sessizliğinde, yalnızlığın kalabalıklardaydı. Belki de biz seni çözemedik Raif Efendi. Az önce içimden bir yaprak daha düştü. Söylesene insanlar sana çok mu yabancıydı Raif Efendi, yoksa  en çok sen mi kendine yabancı?    Dışardan ayak sesleri geliyor Raif Efendi. Mihriye Hanım mı yoksa. Belki yine ekmek almaya göndereceklerdir seni. Sahi bu sefer ''Yeter artık!" diyemez misin? Ne bileyim işte şey de mesela ''Bugün de siz gidin ben gitmiyorum. Yorgunum da biraz.'' Soğuğu bahane et mesela ya da hastalığını. Bugün kalkma yatağından Raif Efendi. Eniştelerin gitsin ya da baldızın ne bileyim işte çocukların gitsin. Sen yat bugün Raif Efendi, dinlen. Mesela senin yan masanda çalışan o çocuk var ya çağır onu, dertleş onunla biraz. İyi birine benziyor değil mi? Diğerleri gibi değil sanki,  bir başka bakıyor. Hem hastalandığında ziyaretine de geldi iyi biri iyi. Eğer kimseyle konuşmak istemezsen  de al bir kağıt kalem yaz Raif Efendi, dök içini. Ama susma. Hayat sustukça üstüne geliyor, görmüyor musun? Bugün kalkma yatağından Raif Efendi, olur mu kalkma. Acıyorum sana Raif Efendi, bugün kalkma.    ... Seni o romanın sayfalarında okumuştum ama çocukluğunu bulamadım o satırlarda. Anlatmadın değil mi? Sahi misket oynadın mı çocukluğunun sokaklarında? Aylak aylak gezdin mi mesela, kavga ettin mi hiç? Seni merak ediyorum Raif Efendi. Yaz gecelerinde sırt üstü yatıp hiç yıldızları saydın mı, sahi senin yıldızın da var mıydı, adını senin koyduğun? Sek sek bilir misin Raif Efendi, hiç oynadın mı? Ben sek sek oyununa benzetirim hayatı. Hayatın da bir yerde damarına basarsın o ise ''Çizgiye bastın, çık dışarı.''der. Bu kadar basittir  bir insanı oyun dışı etmek. İçimde bir boşluk var Raif Efendi. Sahi sen hiç çizgiye basmadın değil mi?      Tıpkı ismin kadar kısaydı yaşadığın günlerde Raif Efendi. Bulamadın kendini kimselerde. Belki de hiç aramadın, biliyordun bulamayacağını. Sen insanların o kokuşmuş dünyalarına ait değildin. Hayatın verdikleriyle yetinenlerdendin. Hiç ''Daha fazla'' demedin, yoktu gözün fazlasında. Sahi insan her şeyini kaybettiğinde hayat ne verebilirdi ki daha fazla?   Hani Maria Puder demişti ya Raif efendi, ''Benden inanma duygumu almışlar.'' Senden en çok neyini aldılar Raif Efendi? Peki ya Maria, o senin ilk aşkın mıydı?   ...   Sahi kenardan yürürsek ölümden kaçtığımız gibi hayattan da kaçabilir miyiz Raif Efendi? Belki hayatın o kötü oyunlarını da teğet geçeriz, ne dersin olur mu? ''Kenardan yürü'' Raif Efendi, ''Kenardan yürü''
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376bin okunma
·
76 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Kaleminize sağlık, güzel bir inceleme olmuş.
Sema Ergun
Gönderi Sahibi
Teşekür ederim.