·516 syf.····Okunma: 06 Temmuz 2020 13:35 Merhabalar, nasılsınız ? Kitabı okuyalı 1 ay oluyor incelemesini de yapmıştım ama buraya yeni giriyorum kusuruma bakmayın. Şimdiden iyi okumalar.
''Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum.''
Yıllar geçse de hafızalardan silinmeyecek, derin anlamlar içeren bir söz ile başlıyor Masumiyet Müzesi. Eser 10 yıllık bir emek ve çalışmayı içinde barındırıyor. Kitap ile birlikte müze oluşturma fikri de önceden tasarlanmış, hatta Orhan Pamuk bunun için birçok müze gezmiş.
Orhan Pamuk daha açık ve hissettirici olduğunu düşündüğü için yaşanılanları Kemal'in anlatımından bizlere sunuyor. Ayrıca kendisinin de dahil olduğu kısımlar bulunmakta.
Konusundan bahsetmek gerekirse, Kemal yakın zaman içinde nişanlanacağı sevgilisi olan Sibel ileyken bir butikte rastlıyor Füsun'a. Yaş farkı, uzaktan akrabalıkları, ilişki meydana gelme olasılığı Kemal'i engelleyemiyor. Füsun'a sırılsıklam aşık oluyor. Füsun'lu geçen günler sonrasında, geriye sadece saplantıya dönüşmüş bir aşk kalıyor. Her görüşmede Füsun'u anımsatan bir eşyasını çalıyor Kemal, yıllar sonra Merhamet Apartmanı'ndaki daire müzelik eşyalar ile doluyor. Hiçbir zaman ümidini yitirmeyen Kemal, her geçen gün daha da yükselen bir aşkla seviyor Füsun'unu, kendi 'güzelini'...
Okurken değişik duygular hissettim. Kendime sorular yönelttim, ki eminim kitabı okuyanlar arasında bu tek ben de olmamıştır.
Bir aşk bu kadar acı verir mi Kemal, değer mi diye söylendirdi beni bu güzel ve anlamlı eser.
Bu denli saplantıya dönüşen aşk hangi tarafı etkiler yoksa tek taraflı değil mi..?
Bu eser asla sadece bir aşk hikayesi olarak anılamaz.
Kitabın sonunda ki şu cümleyi okuduktan sonra gözyaşlarım akmaya başladı... ''Herkes bilsin, çok mutlu bir hayat yaşadım.'' aslında cümlenin altında yatan çaresizlik ve düşünülünce içinden çıkarılan bir sürü anlam insanın içini kavuruyor. Okuyun, pişman olmayacaksınız.
Kitabı okudum, umarım ki bir gün müzeye gidebilirim. Benim için çok daha anlam kazanacaktır...
Keyifli okumalar, kitaplarla ve sevgiyle kalın.