·400 syf.··Beğendi
···Okunma: 25 Ağustos 2020 20:35 Her iyi kitabın kendine özgü kederli bir dili vardır. Bu dili sarmalayan yaşantılar arasında akıp giden bir öyküsü de. Bu öykü, zaman zaman bizi kendine yabancılatır ve bu nedenle ona ya inanmayız ya da yalnızca şaşırırız. Her iki durumda da bu, aslında kendisiyle sıradan hayatımızda yüzleşmekten kaçındığımız bir yaşantıya karşılık gelir. Bizi bilmediğimiz bir alana açan ve ardı sıra ortada bırakan bir düşüncenin sızıyla kalakalmışızdır. Adalet Ağaoğlu, tüm bu duyguları bize, Aysel ve onun çevresindeki kişiler aracılığıyla ve elbette değişmekte olan bir ülkenin değişim sancıları içinde anlatıyor. Çağdaş romanın en vurucu temasını, yani arada kalmışlık duygusunu ve bu sıkışmışlıktan çıkmanın nihai sonuçsuzluğunu da başarılı bir biçimde romanda işliyor. Bu anlamda roman, bir kimlik arayışını, birçok yönüyle ama elbette kadın olmaklık üzerinden bize sunuyor. Romanın gerçek başarısı ise, kendi kesin yargılarından kaçınarak, anlatmak istediğini anlatabilmek konusunda gösterdiği keskinlik.