·352 syf.··Beğendi
···Okunma: 01 Eylül 2020 13:00 Türk bir yazardan çıkmış fantastik bir kitap serisinin ilk ayağı. Kitabın olumsuz bence tek yönü var. O da kapak fantastik bir kitaba göre yeterli değil. (İkinci kitabın kapağı buna göre daha güzel.)
Kitap bence biraz daha uzun olmalıydı. Son elli altmış sayfası gerçekten heyecanlıydı ve daha fazlasını istemedim değil. Özellikle son bölüm o kadar güzel ve aksiyonluydu ki kitabın belki de en heyecanlı ve en iyi bölümüydü.
Konusundan bahsedecek olursam da arka kapak yazısına göre gideceğim için spoiler olmayacaktır.
Prens Cenker, Mosra'da yaşıyor ve beş yıl önce sevgilisini kaybetmiş. Bunu üstünden atamamış. Psikolojik olarak çok kötü durumda ve bazı kararları yanında daha tecrübeli biri olmadan veremiyor. Hâlâ birilerinden destek bekliyor ve bir prense göre özgüveni yerlerde ama her gün rüyalarında ölen sevgilisini görmesi bunlara yol açıyor gibi. Bu özgüven sorununu kitabın ilerleyen kısımlarında çözüyor ama.
Çağatay ise saklı kalması gereken bilgileri öğrenen Volna prensi. Cenker ile bir bağları yok. İkisi de farklı kıtaların prensleri. Çağatay dünyanın kaderini etkileyecek bir defterin peşinde ve kitabın fantastik ayağı buraya bağlı.
Diğer karakter ise Alkar. Ailesini sır dolu ölümün arkasından kaybeden genç. Ilgar isimli bir hocası var ve bence kitabın en iyi karakteri Ilgar. Özgüvenli ve Alkar'a destek çıkan biri. Para da gözü de yok. Alkar'ın da hikayesi ilerledikçe kendisini farklı yerlerde buluyor. Özellikle son 100 sayfada olan Alkar bölümlerinde o kadar büyük sırlar açıklanıyor ki ne söylesem bütün karakterler hakkında spoiler olacak.
Kısaca kitap gerçekten güzel. Yer ve karakter isimlerini beğendim. (Tira, Maçra, Gondva gibi şehir isimleri var.) Bir de karakterlerin hikayesi o kadar heyecanlı yerlerde bitti ki şimdi ikiye başlamam gerektiğini düşünerek yazımı noktalıyorum. Ama ikinci kitaptan bekletim gerçekten yüksek.