·80 syf.····Okunma: 01 Eylül 2020 12:35 Schopenhauer… Okumadıysanız çok şey kaybettiğiniz ancak okumaya başladığınızda fikirleri gözlerinizden içeri aktığı anda çoktan kaybettiğiniz bir yazar. Umarsız karamsar ruh halinin yanı sıra acı gerçekleri de bir o kadar fütursuzca suratımıza çarpan bu ünlü Alman filozofunun okumuş olduğum 4. Kitabında Aşk ve Evlilik kavramlarını hedef almış. Ona göre evlilik sadece ve sadece yeni nesiller üretmek için oluşturulmuş bir kurum ve aşk da bu kurumun düzgün işleyebilmesi için kendimize (avcı-toplayıcı atlarımızın psikolojik evrim sürecinde oluşturduğu içgüdülere ) en uygun partneri seçmemizi sağlayacak sonu her zaman hüsranla bitme potansiyeline sahip sancılı bir ayıklama süreci. Bu ayıklama sürecinde yazara göre kişilerin önemli gördüğü tek olgu kendi benliklerinde eksik olanları partnerlerinde tamamlama arzusuymuş . Bu görüş biraz Yunan mitolojisinde Zeus tarafından çok güçlü oldukları için birbirinden ayrılan kadın ve erkeğin birbirini bulma çabasına benzese de Schopenhauer’e göre bu birlikteliğin sonunda ‘’güçlü’’ bir şey çıkması mümkün değil. Çünkü ona göre ‘’mutlu çiftler çok azdır ; bunun nedeni bizatihi evlilik kurumunun sadece gelecek nesillerin mutluluğunu sağlamak için oluşturulmuş bir kurum olmasıdır. Sadece aşka dayanan birliktelikler aşkın ilkel ve içgüdüsel amacı olan çocuklar dünyaya geldikten sonra zamanla azalacak ve yok olacaktır. Bu durumda eğer karı koca arasında zaman içinde ortak zevklere ve anlayışa dayanan bir arkadaşlık ilişkisi meydana gelmemişse çevremizde sıklıkla gördüğümüz mutsuz evliliklere bir yenisi daha eklenmiş demektir.
Ayrıca Schopenhauer’e göre aşk yalnızca ilk bakışta olur ilk bakışta hoşlantı oluşmadan zaman içinde birbirini tanıyarak aşk gelişmesi mümkün değildir.
Bana göre Schopenhauer, genel olarak dünyanın işleyişine farklı bir açıdan bakmakla -ve çoğu bakışında haklı olmakla birlikte- kendimizi onun bakış açısına kaptırırsak dünyaya biraz tek yönlü ve karamsar baktığımız için yaşanması mümkün bazı güzellikleri de kaçırabiliriz. Çünkü onun felsefesinde hayatta yaptığımız, sevdiğimiz, değer verdiğimiz her şey bir gün biteceği için hiçbir anlam ifade etmemektedir. Elbette ki bu görüşlerinde haklılık payı var evren üzerinde zaman aktıkça hiçbir şey sabit kalmamaktadır ve bizim fani ve evrenin ömrüne oranla çok kısa ömrümüzde evrenin bu genel geçer kuralını değiştirebilme veya zaman içinde bu kanunları yenebilme gibi bir imkanımız bulunmamaktadır. Bu sebeple bence yapılması gereken sadece hayatı yaşamak ve yaptığımız hareketlerde çıkış noktası olarak kendimize bir hayat inşa etme motivasyonunu almaktır. Çünkü biz böyle bir motivasyona sahip olsak da olmasak da hayat devam ediyor. En iyisi hala yaşaybiliyorken yaşayalım.