Başkası üzülecek diye ondan ayrılamamak, yaptığı her hatayı “ ama belki de bu sebepten yapmıştır” deyip hatalı iyimserlik yapmak, bağlanmak, kopamamak, onun mutluluğunu kendi mutsuzluğuna yeğlemek işte Macide böyle bir kadın. Hatalar yapmış ve bence kitabın sonunda hala yapmaya devam eden kendini hayatının merkezine koyamayan bir kadın. Aramızda böyle kadınlar yok mu? Hatta Macide ile benim bile benzeyen yönlerim çok. Okurken kendime kızdığım bile oldu. Neden başkasının mutluluğuna öncelik veriyoruz? Neden ben onu bırakırsam üzülür deyip kendimizi hiç düşünmüyoruz? Acaba Sabahttin Ali’de böyle biri miydi? Kendinden mi esinlendi yazarken? İç hesaplaşmaların olduğu “şeytana uydum” lafının arkasındaki perdeyi aralayan, düşündürücü bir kitap.