Puan vermedi·192 syf.··
2020 50. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2020 16:05
Bu kitap felsefenin felsefesi üzerine beş denemeyi kapsıyor. Amacı bakımından: “Felsefe nedir?” sorusuna belli bir aydınlık getirmeye çalışıyor. Özel bir bilme alanı olarak felsefenin bağımsız varlığını girdi çıktısıyla göz önüne seriyor. Yöntemi: bu varlığı anlamaya, felsefeyi felsefe yapan nitelikleri, her kez ayrı bir yaklaşmayla ön yargısız betimlemeye dayanıyor. Onun için, bu kitabın, gerekince, felsefeyle ilgili doğru sanılan bazı yanlış sanılara aykırı düşmekten kaçınmadığını söylemem gerekiyor. Felsefeye çağrı insanları felsefi düşünceye çağrı olarak da ifade edilebilir. Felsefi düşünmek, insanın bireysel ve toplumsal olarak özeleştiri yapmasını, çok boyutlu düşünebilme yeteneğinin gelişmesini, dolayısıyla özgür düşünce yapısının gelişmesine katkısı yadsınamaz olduğundan çok önemlidir. Toplumlarda din başta olmak üzere, siyaset ve bilumum düşünce yapısına gelenekselcilik boyutunda yapılan dayatmanın, bireylerin düşünce üretme yeteneklerini körleştirmekte, bilinenin tekrarı boyutundan öte gidememektedir. Ülkemizde de dini temsil ettiğine inanan gruplarca felsefenin inanç sitemine müdahil olmaması için özel bir çaba sarf edilmiş, dahası felsefe horlanmış ve dinsizlikle eşdeğer görülmüş ve gösterilmiştir. Siyaset ve diğer düşünce alanlarında da aşağı yukarı aynı durum söz konusudur diyebiliriz. Sonuç itibariyle düşünce boyutunda toplumun lokomotifi olması lazım gelen üniversitelerimiz başta olmak üzere diğer çeşitli kurumlarda da düşünce üretimi belli bir kısır döngü içerisinde hapsolmakta, rutinin dışında sarf edilen her açılıma adeta linç metodu uygulanmaktadır. Böyle olunca da, birey, üniversite ve nihayetinde toplum yenileyip geliştirebilecek argümanlara kapalı kalmaktadır. Çağdaş deyimle küreselleşme ve dünya ile entegrasyon, (ki bunu ulu önder Atatürk yıllarca önce muassır medeniyetler seviyesine ulaşma olarak vurgulamıştır) felsefi düşüncenin gelişmesi ve yerleşmesi ile mümkün olduğu kaçınılmaz bir gerçektir düşüncesindeyim. Tekrar kitaba dönecek olursam çoğu zaman yazım yanlışları gözüme fazla battı ama bir zaman sonra gözleriniz ona da alışıyor, belki diğer baskılarında bu hatayı düzeltmişlerdir. Onun harici felsefe ile ilgilenmek isteyenler, felsefe öğrencileri için çok iyi bir kaynak. Bir felsefeye giriş metni gibi gözükse de aslında bu çalışma Nermi Uygur'un profesorlük çalışmasıdır. Son olarak felsefe dediğimiz şeyin gereği konuşmasındadır insanın. İnsan konuşmadan yaşayamaz, dil ile var oluruz biz. Yaşamımızın çeşitli kesitlerinde, örneğin günlük işlerimizde varlığımızı ayakta tutan (ister özel ister genel olsun) dildir. Hangi yaşama ve bilme alanımıza ilişkin olursa olsun, dil yapıtları dilin, dil olarak kendi kuruluşundan ötürü üzerinde durmamızı gerektirir. Söylediğimizi hemen hemen her zaman söylememiz, söyleyişimiz bakımından incelemek; dile getirdiğimiz ‘şey’ için değil, dile getirişimiz için incelemek; yani bu bilmeyi tek tek bilimler ile eyleme ilişkin kaygıların ötesindeki bir kaygıyla yürütmek zorundayız. İşte felsefe bu zoru yüklenmenin ürünüdür. Sözlerimizi ve söz düzenlerimizi, özellikle evrene ışık tutmaya çalıştığımız kilit kavramlarını, bu kavramlardaki binbir anlam haresiyle bilmek –işte felsefenin yerine getirmeye çalıştığı ödev bu. Bu ödev, hep süregeldiği gibi, gelecekte de insanların karşısına çıkacaktır. İnsan bilmem hangi içgüdüsünden ötürü değil, konuştuğu için felsefe yapacaktır. Felsefe insan olmaya ilişkin bir başarıdır.- Tanrı konuşsaydı, bilme ve eylemesinde, tanımı gereği, en yetkin varlık olduğu için benimsense bile, Tanrı da felsefe yapacaktı.
Felsefenin ÇağrısıNermi Uygur · Yapı Kredi Yayınları · 2022114 okunma
·
253 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.