Dili kullanışı bakımından felsefeciden ziyade edebiyatçı olarak görülen ve eleştirilen Nermi Uygur, düşüncelerini denemelerle anlatmayı tercih ediyor ve bence iyi de yapıyor. Okurken kendisinin düşüne süreçlerine bizzat şahit oluyorsunuz. Metafizik ve felsefe arasındaki ilişkiyi incelediğinde mesela, yazdıklarını okumaktan ziyade; sanki onun zihninin içinde, bu düşünce yolculuğunda yanındaymışsınız gibi geliyor. Siz de onunla beraber düşünüyor ve eleştiriyorsunuz. En güzel yönü de denemelerinin başında ele aldığı konuyu hangi çerçevede inceleyeceğini yani inceleme sınırlarını net bir şekilde belirtmesi. Böylece konu ne olursa olsun, örneğin metafizik, geniş çaplı bir inceleme olmayacağını ve o konunun hangi kısımlarının ele alınacağını önceden biliyorsunuz.
Filozofların isimleri o kadar az geçiyor ki hiç felsefe bilmeden de gayet rahat anlayabilirsiniz konuyu. Şahsen biraz daha felsefe, biraz alıntı, kavram kargaşası okumak isterdim ama Nermi Uygur da böyle uygun görmüş kendine dili.
“Tanrı konuşsaydı, bilme ve eylemesinde, tanımı gereği, en yetkin varlık olduğu benimsense bile, Tanrı da felsefe yapacaktı.”
Felsefenin Çağrısı, Nermi Uygur’un “Felsefe Nedir?” sorusunu aydınlatma amacıyla kaleme aldığı beş denemeden oluşuyor.
Bu denemeler sırasıyla:
•Bir Felsefe Sorusu Nedir?
•Felsefede Temellendirme
•Felsefe mi, Metafizik mi?
•Bölük-Pörçük Felsefe
•Felsefe - Dünü ve Yarını
Kitabın en önemli özelliği yalın dili. Çoğu insan bu sebeple felsefe okumaya başlamak için uygun bir kitap olduğunu söylüyor. Fakat ne yalan söyleyeyim, ben bu düşünceye pek de katılmıyorum. Elbette felsefenin ne olduğunu anlama yolunda kafa yorma adına okunması oldukça gerekli bir kitap. Fakat dili ne kadar yalın olursa olsun ele alınan konu felsefe olunca cümleler okunurken kaybolunabiliyor. Yine de, daha önce felsefeye dair hiçbir kitap okumamış olsanız dahi eğer felsefenin “ne” olduğunu anlama yolunda bir adım atmak ve çıktığınız bu yolda kaybolmak istiyorsanız, en azından ben şu zamana kadar bu yola çıkıp kaybolmayan birini okumadım, bu kitap tam da size göre. Benim için keyifli bir okumaydı. İlerleyen zamanlarda bir kez daha okumayı düşünüyorum.
Kitapla ve merakla kalın.
#ebediokuyan #nermiuygur #felsefeninçağrısı
Bu kitap felsefenin felsefesi üzerine beş denemeyi kapsıyor. Amacı bakımından: “Felsefe nedir?” sorusuna belli bir aydınlık getirmeye çalışıyor. Özel bir bilme alanı olarak felsefenin bağımsız varlığını girdi çıktısıyla göz önüne seriyor. Yöntemi: bu varlığı anlamaya, felsefeyi felsefe yapan nitelikleri, her kez ayrı bir yaklaşmayla ön yargısız betimlemeye dayanıyor. Onun için, bu kitabın, gerekince, felsefeyle ilgili doğru sanılan bazı yanlış sanılara aykırı düşmekten kaçınmadığını söylemem gerekiyor. Felsefeye çağrı insanları felsefi düşünceye çağrı olarak da ifade edilebilir. Felsefi düşünmek, insanın bireysel ve toplumsal olarak özeleştiri yapmasını, çok boyutlu düşünebilme yeteneğinin gelişmesini, dolayısıyla özgür düşünce yapısının gelişmesine katkısı yadsınamaz olduğundan çok önemlidir. Toplumlarda din başta olmak üzere, siyaset ve bilumum düşünce yapısına gelenekselcilik boyutunda yapılan dayatmanın, bireylerin düşünce üretme yeteneklerini körleştirmekte, bilinenin tekrarı boyutundan öte gidememektedir. Ülkemizde de dini temsil ettiğine inanan gruplarca felsefenin inanç sitemine müdahil olmaması için özel bir çaba sarf edilmiş, dahası felsefe horlanmış ve dinsizlikle eşdeğer görülmüş ve gösterilmiştir. Siyaset ve diğer düşünce alanlarında da aşağı yukarı aynı durum söz konusudur diyebiliriz. Sonuç itibariyle düşünce boyutunda toplumun lokomotifi olması lazım gelen üniversitelerimiz başta olmak üzere diğer çeşitli kurumlarda da düşünce üretimi belli bir kısır döngü içerisinde hapsolmakta, rutinin dışında sarf edilen her açılıma adeta linç metodu uygulanmaktadır. Böyle olunca da, birey, üniversite ve nihayetinde toplum yenileyip geliştirebilecek argümanlara kapalı kalmaktadır. Çağdaş deyimle küreselleşme ve dünya ile entegrasyon, (ki bunu ulu önder Atatürk
Nermi Uygur, Türk felsefeciler arasında en çok tanınanlardan biridir. Analitik felsefecidir. Kitaplarını deneme tarzında yazmıştır.
Analitik felsefe taraftarları felsefeyi daraltmış, neredeyse bilimin hizmetinde bir faaliyet olarak algılamışlardır. Özellikle metafiziği felsefe dışı sayarlar.
Bu kitapta da her ne kadar tarafsız olduğunu söylese de yazar oldukça taraflı bir analitik felsefeci olarak metafiziği felsefe dışı kabul etmiştir. Deneme tarzında yazılması nedeniyle felsefe eserlerine özgü ispatlayıcı yaklaşımı bu kitapta bulamıyorsunuz. Ancak Nermi Uygur denemeci olarak iyi bir edebiyat eseri ortaya çıkarmış. Anlatım akıcı, kelimeler özenle seçilmiş.
Bir de incelemelerde felsefeye başlangıç için iyi bir kitap olduğu belirtilmiş. Aslında bu kitap metafelsefe yani felsefenin felsefenin felsefesi yapıldığı iddia edildiği için felsefede hayli ilerledikten sonra okumanın daha uygun olacağı bir kitap olduğunu söylemekte fayda var.
Felsefeye başlangıç için Ahmet Arslan, Ahmet Cevizci, Nigel Warburton kitapları veya Sofinin Dünyası vb. kitaplar daha uygun olacaktır.
Sonuçta felsefe üzerine kolay okunur, akıcı, analitik felsefenin bakış açısını görebileceğiniz bir edebiyat kitabı olmuş.
Nermi Uygur’un Felsefenin Çağrısı adlı eseri, felsefe dünyasına giriş yapmak isteyenler için kapsamlı ve öğretici bir kaynaktır. Yazar, bu eserinde felsefenin temel meselelerini, tarihsel gelişimini ve farklı felsefi akımları, derinlemesine bir şekilde ele alır. Kitap, felsefenin gündelik yaşamla olan bağlantısını ve felsefi düşünmenin insan hayatındaki yerini keşfetmek isteyen okurlara hitap eder.
Felsefeye Giriş ve Temel Meseleler: Nermi Uygur, felsefeyi yalnızca akademik bir disiplin olarak değil, insan yaşamının anlamını ve varoluşunu sorgulayan bir alan olarak tanımlar. Kitap, felsefeyi temel kavramlar ve sorunlar etrafında açıklayarak, okuru felsefi düşünmeye teşvik eder. Nermi Uygur, insanın varoluşunu anlamaya yönelik derin düşüncelerle, felsefi soruları daha anlaşılır kılmayı amaçlar.
Felsefi Akımların Tarihsel Gelişimi: Eserde, felsefe tarihinin önemli akımları ve bu akımların gelişim süreçleri detaylı bir biçimde incelenir. Antik Yunan’dan günümüze kadar felsefenin önemli figürleri ve düşünce akımları tanıtılır. Platon (Eflatun)’dan René Descartes’a, Immanuel Kant’tan Georg Wilhelm Friedrich Hegel ’e kadar felsefi düşünürlerin etkisi ve düşünce biçimlerinin toplumları nasıl şekillendirdiği üzerine derinlemesine açıklamalar yer alır. Felsefenin öznel ve evrensel meseleler arasındaki ilişkiyi de irdeleyerek, okura farklı düşünce sistemlerini tanıtır.
Felsefe ve Gündelik Yaşam: Nermi Uygur, felsefenin sadece akademik bir uğraş olmadığını, aynı zamanda gündelik yaşamla ve toplumla olan ilişkisini de açıklar. Felsefenin, insanın kendisini ve dünyayı anlamlandırma çabasında nasıl önemli bir rol oynadığını gösterir. Kitap, felsefi düşünmenin hayatın her alanına nasıl etki edebileceğini, bireysel düşünme biçimlerini ve toplumsal sorunları ele alır.
Eleştirel Düşünme ve Felsefi Sorgulama: Nermi Uygur, eleştirel düşünmeyi ve
Pendik'te başladığı ilkokulu Büyükada İlkokulunda tamamladı. Galatasaray Lisesi'nin Latince Bölümü'nü 1944 yılında bitirdi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nin Felsefe Bölümü'nden 1948 senesinde mezun oldu. Köln Üniversitesi'nden mezun olan Profesör Nermi Uygur, 1950 yılının Ocak ayında İstanbul Üniversitesi'nde asistan olarak göreve başladı. 1952'de Kültür Bilimlerinin Varlık Yapısı teziyle doktor oldu.1955 senesinde doçent oldu.1964 senesinde profesör oldu. Almanya, Fransa, Belçika'ya görevli olarak gönderilerek bisikletle dolaştığı bu ülkelerde fenomenoloji üzerine araştırmalar yaptı. Türkiye'ye dönüşte 'Husserl'de Başkasının Ben'i' teziyle doçent oldu.
'Filozof denemeci gibi çalışırsa başarıya ulaşır' düşüncesiyle edebiyata yöneldi. 1962'de 'Dilin Gücü'yle başlayıp dünyayı, felsefeyi, kültürü sorgulama serüvenini denemeler şeklinde kitaplaşırdı. 1960'lardan itibaren yazıları yurt dışında yayımlanarak tanınmaya başladı. 1966'da bursla Almanya, 1970'te Fransa ve İngiltere üniversitelerinde çalıştı. 1979 - 1981 arasında Almanya'da, Wuppertal Üniversitesi'ne konuk profesörlük yaptı.
Almanya'nın Wuppertal Üniversitesi'nde Mantık, Dil, Sanat, Kültür Felsefesi ağırlıklı dersler verdi.
1992 yılındaki emekliliğinin ardından Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde Felsefe tarihi dersleri vermeye başladı. 2002 yılında YÖK tarafından yeniden üniversiteyle ilişiği kesildi.
PEN (Dünya Yazarlar Birliği), Türk Dil Kurumu ve Türk Fizik Derneği'nin üyeliklerinde de bulunmuş olan Nermi Uygur, Dağcılık Kulübünün ilk üyelerinden olup, felsefede denemeci anlayışın öncüsü sayılmaktaydı.
Nermi Uygur'un, Türkçe dışında Almanca, İngilizce ve Fransızca yapıtları da bulunmaktadır