Bir psikiyatristin kaleminden edebi değeri yüksek bir roman beklemek ne kadar doğru bilmiyorum. Zaten kitabın yazım amacının da sanatsal bir iddia taşıdığını da düşünmüyorum. Ancak genel itibariyle verilmek istenen mesaj yerine ulaşıyor. Kaderimizden kaçabilir miyiz? Yoksa kader dediğimiz şey aslında kendimize tekrar yaşatmak istediğimiz çocukluk travmalarımız mı? Neden biz insanlara “rahat” batıyor? Neden yine bizi üzecek sonları tercih ediyoruz çoğu zaman?..her birimiz belli başlı sorunlarla büyüyoruz. Bu sorunlar ileriki hayatımızı sandığımızdan çok etkiliyor. Genel anlamıyla herkesin kendinden bir parça bulabileceği bir kitap olduğunu düşünüyorum. Özellikle Nalan karakteri okurken içimi titreten bir karakter oldu.