Bilmem ki ne desem kitap hakkında. İlk defa Rasim Özdenören’in bir eserini okuyorum. Daha önce tanışmadığım bir yazım tarzı, üslup, hikayecilik...
Modern toplumda yavaş yavaş kişiliğini kaybetmiş insanlar, uyum sağlayamayanlar, dışarıda kalanlar...
Şehrin göbeğindeki metropol insanı da olsanız ya da küçük bir köyün sakini hiç fark etmiyor artık çevremize yabancılaştığımız bir toplumda, coğrafyada yaşıyoruz. Teknoloji bizi yakınlaştırırken, uzaklaştırıyor. Giyimimizle, konuşmamızla, yeme-içme tarzımızla artık tam anlamıyla “özenti” etiketini hak ediyoruz. Kitaptaki gül yetiştiren adamın da Sitare’nin de bu sebeple aslında çok ortak yönü var.
Öyle kafa karıştırmayan, fazla düşündürmeyen yazılma amacına ulaşmış bir kitap. Tek eleştirim çok havada bitti. Bu kadar basite indirgenerek bitmemeliydi olaylar. Bence Sitarede, gül yetiştiren yaşlı adam da daha övgülü bir sonu hak ediyordu.