·528 syf.··Beğendi
···Okunma: 02 Eylül 2020 12:15 Selam, nihayet okumasını bitirdiğim Kefen kitabının incelemesini giriyorum. İncelemeye girmeden önce naçizane bir ricam olacak sizlerden.
İncelemelerinize duygularını, yaşadığınız hisleri katmaktan lütfen ama lütfen çekinmeyin. Çoğu kez buradaki incelemeler sayesinde kitapları aldım. Bir çocuğunda pişman olmadım. Belki duygularınızı aktaramıyor, iyi anlatamıyorsunuz onu da anlıyorum. En azından etkilendiğiniz bölümlerde sayfalarda onu ifade etmeye çalışın. Ben epey uzun girdim ama yetmedi. Zor tuttum kendimi. Daha çok anlatırdım fakat benim hissettiklerimi sizler hissetmez veya beklentilerinizi çok yüksek tutarsınız diye bitirdim.
•SPOİLER İÇERİR ONA GÖRE OKUYUN•
Galiba ağlamaktan okuyamadığım tek kitaptı. Yer yer bırakmaya zorladım kendimi sonra küçük Efraz’ın, küçük Aden’in, küçük Azze’nin, küçük Rohan’ın, küçük Rawa’nın birebir bunları yaşadığını aslında bir karakter olsalar bile dünyanın hemen hemen her yerinde bunlara maruz kalan ve yaşayan çocuklar olduğunu hatırladığımdan, okumaya devam ettim. Küçük diyorum çünkü hepsi 18 yaşının çok altındalar. Ve yaşlarının çok üstünde sorumlulukları acıları var.
Hikaye Lübnan’ın sefil sokaklarında sürünen çocuklarla başlıyor.
İsyan eden ve onları aç bırakan sisteme karşı Efraz El-Khatip. Daha on iki yaşında bir çocuk sisteme kafa tutuyor ve o kadar bilinçli ki.
Nasıl ya diye sorguladım kendimi. İnsanlığımdan ben utandım. İçeriğiyle alakalı konuşmaktan çok aslında duygularımı aktarmak istiyorum.
Çünkü Azze’nin babası tarafından zorla evlendirilmesine karşı çıkan tek kişi o. Azze dayak yediğinde sayıp döken o. Susmayan, konuşan, bağıran kadınlara hakkınızı alın, kendinizi koruyun diyen yine bir tek o.
İnanılmaz bir çocuk.
Beni inanılmaz etkiledi.
Bir köpeğin önünden yemeğini çalmayı vicdanına yediremeyen, aç kalmasında suçu olmadığı için o hayvana merhamet eden koca yürekli bir kız çocuğu.
Karakter öyle işlenmiş ki bir çocuğu okuduğundan şüphe duyuyorsun. Ben şüphe duydum çok yerde. Yazarlar çıtayı aşmış dedim ama sonra Efraz’ın çocuk kalmama izin vermediler sitemini okuduğumda hak verdim.
Kimse bu çocukların hayatını yaşamasına izin vermemiş. Hepsi bir öğün yemek derdi duymadan üşümedikleri bir ev ve okumak istedikleri bir okul istiyorlar.
Ortadoğu’yu ele alan bu kitap aslında dünyayı ele alıyor. Arka kapağı ilk okuduğumda da hissettiğim şey oydu.
Sonra Azze intihar etti. Efraz intihar eden minik bedenin ayakucunda hüngür hüngür ağladı, yine o zalim Esed’e isyan etti karşı çıktı. Asla susmayan asla taviz vermeyen bir çocuk.
Kızının başında zılgıtı basıp, sırf büyük bir adamla evlenmediği için öldüğüne sevinen bir anneyi okudum.
Toprak utansın, insan utansın, dağ taş utansın.
Ben daha ne okurum dedim ama çok başındaydım. Her şey gerçeğiyle aktarılmış. Nefret ettim insanlardan en çokta kendimden. Burun kıvırdığım yemeğe bir çocuk hasret. Bir değil binlerce çocuk.
Oturduğum evden şikayetçiyim ama bir çocuk savaş yüzünden evsiz. Başında patlayan bombaların altında gözüyaşlı.
Nasıl bir dünyada yaşıyoruz biz ya.
Nasıl bir dünyada sustuğumuzun kanıtı Kefen.
İsminin özenle seçilmiş olduğunu fark ettim. Aslında hepimiz kefenlerimiz üstümüzde yaşıyoruz. Ne konuşuyoruz bağırıyoruz sadece susup izliyoruz.
Neyi izliyoruz biliyor musunuz?
İstismar edilen Efraz’ı, katledilen Aden’in ailesini, babası ve ağabeyleri tarafından linçlenen dışlanan trans Banu’yu, çirkin olduğu için Behzat’a yakıştırılmayan Beliz’i, sokak çocuklarını, evsizleri, yurtsuzları, hırsız Fatih’i.
Hayatımızda yer alan fakat dönüp bakmadığımız insanları tokat gibi yüzümüze çarpıyor kitap.
İntihara isyan eden ama intihara girişen Efraz’ı buna mecbur eden Esed ve Esed gibi soysuz or çocuklarını öldüresim geliyor.
Adaletin terazisi yok valla Onu anlıyorum. İşlenen kadın cinayetlerinde çocuk istismarlarında suçlu hep mağdur olan kadın ve çocuklar.
Daha nasıl ifade edebilirim kitaptan aldığım hissi, duyguyu? Göğsüm sıkıştı, inim inim inledim bir çok yerde.
Detayları o acıya rağmen fark edebildim. O da aslında Efraz okumamızı sağladığı için.
Mezarlıktan annesi için çiçek topladı, mezara Azze’yi verdi. Azze’nin toprağını yanına aldı, Türkiye’ye kaçmak için Lübnan sınırında katledilen bütün ailesini toprağa verdi. Ve yine bir çiçeğin peşinden koşarken. O çiçeğin peşinden koşmasaydı o zalim Esed canını yakmayacaktı.
Hatay’dan İstanbul’a devam eden kitabın kurgusuna Behzat dahil oluyor bu sefer. Acım hayranlığa katlanıyor. Bir adam nasıl bu kadar merhametli nasıl bu kadar düşünceli nasıl bu kadar iyi kalpli olabilir. Behzat insanlık bitti dediğimiz noktada bitmediğini gösteren bir işaretti bir kanıttı aslında.
Efraz ona güvenmeseydi Aden ile sokaklarda ölüme terk edilirdi.
Sıcak bir eve alışma süreci acıdan sıcak bir aile ortamına geçiyor fakat Efraz bu süreçte yine susmuyor. Yazarlar toplumsal konuları bu kitaba sığdırmış anlaşılan. Kalemlerinin çok daha güçlü olmasını diliyorum. Daha çok geliştireceklerdir kendilerini eminim. Ayrıca böyle farkındalık yaratacak bir kitap yazdıkları için tebrik ediyorum. Hiçbir şey katmayan aşk konulu kitap okumaktan bana aman amanlar gelmişti.
Duygu geçişleri anlatımları o kadar iyi ki. Kitap çok akıcı kaptırıyorsunuz kendinizi. Yer yer ağlıyor sonra gülüyorsunuz. Gülerken de içiniz yanıyor ama söylemeden geçemeyeceğim.
Bütün duygularımı yaşadım. Efraz onlardan koparıldığında, yurtta tek başına kaldığında ama o banyo sahnesinde.
Kıyamet kopsun dedim. Bu çocuklar neye maruz kalıyor böyle.
Kıyamet kopsun Efraz; ama ben daha on iki yaşımdayım nasıl kürtaj olurum, dediğinde.
•••• Okuyun okutun ••••