·168 syf.··Beğendi
···Okunma: 08 Eylül 2020 19:17 ‘Onun iki masalı vardı. Biri kendisinindi ve başka kimse bilmezdi. Ötekini ise dedesi anlatmıştı ona. Sonra ikisi de yok olup gitti. Şimdi biz bunlardan söz edeceğiz.’ diye başlıyor kitap. Başında neler olacağını bilseniz bile kitap öyle içinize çekiyor ki sizi bir solukta kitabın sonunda buluyorsunuz kendinizi. Kitabımızdaki çocuğun bir ismi yok. Sen, ben gibi herhangi bir çocuk. Yalnız kalmış ve hayata tutunmaya çalışan, hayalleriyle yaşayan bir çocuk. Mümin dede ise bütün iyimserliği, saygısı, güzel kalbi ile bizim sevgimizi çalışıyor. Orozkul’un kötü kalbine rağmen iyi kalpliliğinden hiç ödün vermiyor taaa kii..... Orozkul kitabın kötü karakteri olarak herkesi ezmeye çalışan, rüşvet düşkünü, belli bir karakteri olmayan bir kişi.
Ve kitabı bütün güzelliğiyle dolduran Isık Göl. Sadece betimlemeler sayesinde hayalimde o kadar güzelsin ki. Her tarafını saran dağlar ve kıyısını göremediğimiz tarafların. Bu hayallerin içerisine beyaz gemiyi, denizin çıkardığı dalgaları koyduğum zaman çocuk gibi balık olup sana yüzesim geliyor. Benim de ulaşmak istediğim bir beyaz gemim neden olmasın? Umarım “Merhaba beyaz gemi, ben geldim.” diyebilirim.