Puan vermedi·240 syf.··
2020 3. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2020 11:19
Babasına yemek götürecek olan Güldiyar annesinin büyük uyarılarıyla (kadın cinayetleri, tecavüz) gibi sözlerini dikkate alarak evden çıkmasıyla başlar her şey. Öyle ki o eve döndüğünde artık eski Güldiyar olmayacaktır. Aslında kitabın bu ilk sayfalarında Hasan Ali Toptaş yaptığı bazı betimlemelerle Bahriye’yi konuşturarak Güldiyar’ın tecavüze uğradığını düşünmemizi ister. Neticede Güldiyar eve gelir ve ağlamaktan gözlerinden taş gelir. Annesi babası onun bu haline acırlar. Zaten ona herkes acır. Ama kimse elini uzatmaz. Ve yazar yapacağını yapar tam Güldiyar hastaneye gidecekken Bahriye ölür. O karakterin ölümü aslında Güldiyar ve Muzaffer’in sürüklenmesi için gereklidir. Ki öyle de olur. Muzaffer kızına yetecek güçte değildir. Kitaba giren yeni karakterle beraber Güldiyar herkesin gelip görmek istediği görüp sadece izlediği kişiye dönüşür. Ev adeta bir tekke olmuştur. Evi koruduğu düşünülen kişilerse birer menfaatçi. Uzun lafın kısası kimse onlara yardım etmez. Ve bir aile yok olup gider. Peki ya kitap sadece bundan mi ibaret? Hayır. Biz okuyucuların bile Güldiyar’a ne oldu acaba ya da Hüseyin gelecek mi soruları onlardan farksız olduğumuzu yüzümüze bir Tokat gibi çarpar. Oysa yazar bilerek kime ne olduğunu belirtmez sadece süreci anlatır. Tüm insanlığın sustuğu bu olaya betimlemeleriyle doğa karşılık verir. Yaşayanların izlediği hayatta olmayanlarında dünyaya gelip ellerini uzatma ihtiyacı duyduğu her şeydir kitap. Gözden taş gelmesi, Muzaffer’in taş kesilmesi gibi unsurlarla yakalamış olduğu mistisizm ise yazarın motifleri büyük bir incelikle sindirdiğinin resmidir. Kör kuyularda merdivensiz kalan Güldiyar ise ismi gibi artık gülememiş diyar diyar gezememiş karanlığa hapsolmuştur.
Beni Kör KuyulardaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202011,4bin okunma
·
4 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Güzel bir kitaptı.Keyifle okumuştum.