Türk Edebiyatının kazandığı genç yazarlardan olan 1997 doğumlu Öznur Yıldırım, bir önceki post'umda yer alan ilk kitabının ardından seriye "Yabancı:Veyl" ile devam ediyor. Yazarımızın kullandığı hoş ve yalın yazı dili, ikinci kitapta devam ediyor. Acı ve korkunun limiti bu seride arttığından, Yıldırım'dan çok daha keskin psikolojik çözümlemeler görüyoruz. Öznur Yıldırım bu sayede, karakterle bağ kurmamızı ve o anları cidden yaşıyor gibi olmamızı sağlıyor. Bu olgu, ikinci kitapta daha artmış vaziyette... Kitabın sona bağlanışı ve bitişi, gerçekten de çok hüzünlü oluyor
Kahramanlarımız Doğa ve Ediz'in gelişimi bilinmedik bu yolculukları, ikinci kitapta artık tanıdık bir sona doğru ilerliyor. Ediz, Doğa'nın varlığıyla kararlılığından ödün veriyor, ondan fazlasıyla hoşlanıyor. Ve Doğa, tam anlamıyla Ediz için bir zaaf anlamına geliyor. Doğa ise, kimsesizliğini net bir şekilde görürken; Ediz'e tüm gücüyle sarılıyor.O da Ediz'le birlikte büyük bir değişim yaşıyor. İkili arasındaki şiddet ve cinsel çekim de iyice yç noktalara dayanıyor. Ediz'in ortaya çıkardığı gerçekler ve Doğa'nın aslında doğumundan bu yana olan yalnızlığı, katil-kurban ilişkisinde sonu getiriyor. Ediz çıkmaz yola girmiş ve duvara toslayacak bir arabanın içinde sanki, son dakika karar değiştirip direksiyona da Doğa'yı oturtmuş. "Daha farklı olabilir miydi?" düşünceleriyle birlikte, serinin sonunda kalbimiz en hassas yerinden bir çıt ediyor