Puan vermedi·59 syf.··
2016 86. kitabı
Bu kitabın ismini bulunduğu rafta okuyunca nedense aklıma Attila İlhan’ın “Fena Halde Leman” romanı geldi. Bir çağrışımdı bu. Leman-Müzeyyen… … böceğim, uzun bir seyahate çıkacağım, hareketimden evvel bazı şeyleri söylemek arzusundayım. … Bu çağrışımın uyandığı duygu ile kitabı satın aldım. Roman yazma çabasında olan bir insanın, iki gününü anlatıyor. İlk gün, romana metafor, ikinci gün ise birlikte yaşadığı Müzeyyen’in evi terk edişi ile düştüğü boşluk ve bu boşluğun getirdiği ıstırabın Galata-Tophane sokaklarından yansıması. Bu mekânlar ile ilgili satırları okurken insan, kendi adımları ile yürüyormuş hissine kapılıyor. Yazarın ilginç bir tarzı olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Kitabın kapağı olmasa ve yazarını bilmesem, okuduğum satırların Oğuz Atay’a ait olduğunu söyleyebilirdim. Hatta anlatıcının Tutunamayanlarda ki Selim Işık karakteri bile olabileceğini düşünebilir. Bir yıl önce bu eser, Erdal Beşikçioğlu’nun başrolünü oynadığı sinema filmi olarak beyaz perdeye aktarılmıştır. Bulunduğumuz yılların eserdir. Bundan birkaç yıl sonra, bu yıllara ait neleri hatırlıyorum sorusunun cevabını listelerken, mutlaka “Fakat Müzeyyen…” şimdiden diyin. Çünkü, mutsuzluğu bazen insan kendisi yaratır. Yazara ise bunu anlatırken “… derin bir tutku” demek düşer.
Sinema
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutkuİlhami Algör · İletişim Yayıncılık · 201434,8bin okunma
·
7 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.