Puan vermedi·317 syf.····Okunma: 11 Eylül 2020 00:37 Türk edebiyatındaki önemli edebiyat tarihçilerinden ve fikir adamlarından biri olan Nihat Sami Banarlı’nın bu eseri aslında üniversite zamanlarımdan beri kütüphanemde bulunuyordu. Üniversite hocamız okumamız için aldırmıştı ve özellikle “Gönül Sözüne Dair” adlı yazıdan bahsettiğini de hatırlıyorum. Ne yazık ki o dönem almış olmama rağmen okumamıştım. Neden okumadıysam o da ayrı bir garip. :) Okumak 2020’ye kısmetmiş diyor ve başlıyorum:
“Bu kitap, Türk dili üzerinde yıllar yılı yapılan araştırmaların; duyulan heyecanların ve samimi bir Türkçe sevgisinin yazı diline konulmasıyla meydana geldi.” diyerek başlıyor yazar ön sözüne ve bu Türkçe sevgisini eser boyunca iliklerinize kadar hissediyorsunuz.
Türk dili üzerine yazılmış bu yazılar çeşitli mecralarda yayımlanmış ya da konferanslardan derlenmiş ve başlıklar hâlinde bölümlendirilerek bize sunulmuş.
Kitap, fikir ağırlıklı yazılar olmasına karşın sizi sıkmıyor. Özellikle dil konusuna ilgiliyseniz -benim gibi- hiç sıkmıyor. :) Kitabın eksi yönlerinden biri olarak şunu belirteyim ki bazı yerlerde çok tekrara düşülmüş. Bu da sanırım o bölümleri yazarın ısrarla savunmak ve vurgulamak istemesinden kaynaklanıyor... Her bir bölümü bitirdiğinizde Türkçe sevginiz katbekat artıyor. Yazarın bahsettiğim o samimi sevgisi size de yansıyor.
Genel olarak verilmek istenen mesajları ise şu şekilde özetleyebiliriz:
-Hiçbir medeniyetin dili “öz dil” değildir. Hiçbir medeniyet dilinin bütün kelimeleri millî olamaz. Dillerde millî olan onların sesleri, iç ve dış musikileri, mimarileridir.
-Türkçe bir imparatorluk dilidir. Türk milleti tarafından fethedilmiş topraklar nasıl Türk vatanı olmuşsa kelimeler de fethedilmiştir ve milletimiz tarafından Türkçeleştirilmiştir.
-Türk sesiyle ve sanatıyla işlenmiş ve dilimize yerleşmiş olan bu kelimeler artık Türk olmuştur ve verilemez.
-Kelime ırkçılığı yapılmamalıdır.
-Türkçenin şimdiki hâline olduğu kadar geçmişine de saygı göstermek gerekir...
Yazar, kitabında genel olarak bu mesajlar etrafında fikirlerini beyan ediyor ve dilimize yerleşmiş, Türkçeleşmiş kelimeler yerine Türk dilinin sesine, ruhuna uymayan uydurma kelimelerle yapılan öztürkçecilik hareketine de karşı çıkıyor. Eserde kendi fikrini destekleyen anekdotlardan, diğer dillerden ve bol bol da şairlerin şiirlerinden örnekler veriyor. Mesela Yahya Kemal’e ve onun Türkçesine hayran oluyor ve şiirlerini bir kez daha okumak ihtiyacı hissediyorsunuz. :)
Kitapla ilgili anlatılmaya değer pek çok şey var ama onları da siz okuyup anlatın artık. :) Dil ile ilgilenen ve ilgilenmeyen herkesin okumasını öneriyorum. Elbette yazarın düşüncelerine katılmadığınız noktalar olacaktır ancak Türkçenin sırlı ve ahenkli dünyasını keşfederken mutlaka faydalı bilgiler de bulacaksınız. Keyifli okumalar...