Puan vermedi·96 syf.····Okunma: 12 Eylül 2020 11:03 Öncelikle kitabı okurken ( özellikle sesli okurken) kendimi tiyatro sahnesinde hissettiğimi söylemeliyim, bazen de sahnedeki “ben” i izleyen bir izleyici ama bu öyle protokolda oturanlardan değil aksine en arkada, köşede parmakları çenesinde...
Yazarın kitabı çok genç yaşta yazdığını biliyoruz, şahsım adına ne utanç verici bir durum, o kelimeler, o üslup, altında ezilmemek mümkün değil.
Sevgili okuyucu diye başlıyor yazar anlatmaya, yalnızlığını ama hayalperest dünyasında asla yalnız olmadığını. Ee tabi bir de konuşmadan, selamlaşmadan edindiği arkadaşlıkları var, her gün onların yanından geçtiği, iki gün görmese endişeleneceği arkadaşları...
Bir de sevgili Nastenka, babaannesinin kıyafetine çengelli iğne ile iğnelerek yaşamak zorunda ve genç kıracılarına aşık olan ya da tutkulu...
Dört gecede yaşanan sadece bir aşk hikayesi değildir, sevmek, affetmek, mutluluğu ile mutlu, mutsuzluğu ile mutsuz olmak ve yoğun yaşanan duygular.
Yazarımız ilk defa Nastelka ile gerçek yaşamın tadına varıyor ama eminim ki şuan bile hayal dünyasınında Sevgili Nastelka ile yaşadığı o kısacık anın tadına varıyordur...