Albert Camus'un Sisifos Söylenin'den sonra okununca çok güzel anlam buluyor oyun.
Oyunda yıllar sonra yuvaya dönen bir adamanın hikayesi dönüyor ama ne bilsin samimiyetten zerre yoksun kişilerle muhattap olacağına.
Sanmıştı eşikten içeri girince boynuna sarılacak yıllarca içinde sönmemiş ateş harlanacak coşacak. Günün sonunda ne bilsin parasını verdiği bira ve yanlışlıkla getirilen bir çay eşliğinde uğurlanacağını bu dünyadan.
Bu dünya en çok göz döndüren inançlardan çekmiştir adam da öyle ... Baş karakterimiz Martha bu hayallerden,inançlardan birine sahip sıcak kumlara. Üzerinde yürüyünce ayağınızı yakan uzanınca her yerinizi saran ama içinizi boş bırakan sapsarı kumların arzusunda. Dudağına dudak değmemiş kara toprağın üstünde işlettiği bir otelde emelleri için her şeyi yapmaya hazır biri. 1 ay değil 1 gün dahi katlanmaya takati kalmadığı bir yerdir burası manastırın kapısında açan güller dahi tiksinç gelmeye başlamıştır.
Ancak farkında varmıştır bu dünyanın nasıl işlediğini. Şu sözleriyle #84997155 anlatmıştır bize. Kendi yaptıklarından pişman değildir. Onca yıldır onları terk eden kardeşine bir karşılık vermesi içten bile değildir sadece bu tepkinin şiddetini yıllar belirlemiştir.
Sonrasında söyler bize bu kederden ya da başarıdan sonra ne pes edecek ne de çakıl taşlarının şaşkın mutluluğuna ortak olacaktır güneş doğmayan yatakta yaşamaya devam edecektir.
Son olarak bu oyunun en muhteşem repliğini bırakmak istiyorum buraya(#84998230).
YanlışlıkAlbert Camus · Can Yayınları · 20211,330 okunma