Gönderi

BU İNCELEMEYİ RUHUMU TATMİN İÇİN YAZDIM :))
9/10
·136 syf.··
2020 45. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Eylül 2020 11:00
Bilmiyorum, doğru mu yaptım? Mark Twain’i tanımaya son kitabından başladım. Gerçek isminin Samuel Langhorne Clemens olduğunu da yeni öğrendim. Herkesin malûmudur ki, Amerikan edebiyatı denince ilk akla gelen isimlerdendir. William Faulkner’ın Twain için “İlk gerçek Amerikan yazarıdır ve biz hepimiz onun varisleriyiz” ifadesini okuyunca merakım büsbütün arttı. Bu nedenle roman ve hikâyelerine giriş yapmadan önce dünyaya ve insana bakış açısını öğrenmek istedim. Gelgelelim “İnsan nedir?” sorusuna. İnsanoğlu var olduğu müddet boyunca hayatı ve kendini anlama ve anlamlandırma arayışı içinde olmuştur. Kimine göre insan “eşref-i mahlûkat”, yani “yaratılmışların en şereflisi”, kimine göre “düşünen bir hayvan”, kimine göre “tanımlanması güç bir varlık”, Mark Twain’e göre de insan bir “makine”dir. Evet, yanlış okumadınız. İnsan, yalnızca dış etkenler tarafından hareket ettirilen, yönlendirilen ve komuta edilen bir makine. Kendine ait bir düşüncesi yoktur, kendine ait olduğunu zannettiği düşünceler bile beşikten mezara kadar maruz kaldığı milyonlarca dış etken sayesinde vücut bulmuştur. Bu dış etkenlerin en başında eğitim gelir. İnsanın aldığı eğitim ve yaşadığı sosyal çevre, davranış örüntülerini ortaya çıkarır. Yazara göre doğuştan gelen sadece mizaçtır. Diğer her şey sonradan öğrenilmiştir. Bu hususta John Locke’un “tabula rasa” söylemi geldi aklıma. “Boş bir levha” ile doğan insan, deneyimle birlikte dolar. Ayrıca yazar vicdanın da sonradan öğrenildiğini belirtir. “Vicdan doğuştan olsaydı, yabanilerle çocuklar doğruyla yanlışı ayırabilirdi” der. Kitabı okurken insana ait bütün müspet özellikleri bile sorgularken buldum kendimi. Sevgi, cömertlik, yardımseverlik, fedakârlık gibi kavramlara ait zihnimdeki şemalar adeta tarumar oldu. İnsanın iyi ya da kötü fark etmeksizin bütün davranışlarının temelinde kendi ruhunu tatmin etme dürtüsü vardır. Bütün yaşamı boyunca insan, bu dürtüye göre muhakeme eder, yargılar, harekete geçer. Vicdan muhasebesi yaptıran, ruhunu tatmin etme dürtüsüdür. Örneğin, vatan için orduya katılan asker, toplumun onayını almak için savaşacak, gerekirse ölecek, bunları yapmadığında ayıplanacak, ayıplandığı için vicdanı daima rahatsız olacaktır. Yangın sebebiyle binada mahsur kalan çocuğu kurtarmak isteyen adam, fedakârlıkta bulunduğunu zannedip canı pahasına alevlere karışacaktır. Aslında önemli olan, çocuğun kurtulması veya ölmesi değil, içindeki Efendi’yi tatmin etmektir. Aynı olaya karşı herhangi bir vicdani sızlama yaşamayan biri de yaradılışının gereği olarak herhangi bir tepki vermeyecektir. Dolayısıyla “vicdan, insanın içinde konaklayan gizemli bir otokrattır”, kimde nasıl harekete geçeceği mizaçla ilintilidir. Çocuğu için her şeyini feda edeceğini söyleyen anne de, mesuliyetinden kaçıp onu terk eden anne de kendi ruhunu tatmin etme gayesindedir. Velhasıl, Twain’e göre insan, ne üreten ne de özgür iradesini kullanabilen bir varlıktır. Yaratmak ve yenilik üretmek, Tanrı’ya mahsustur. İnsan ise Tanrı’nın farklı programlarda yarattığı makinelerdir. Eğitim, insanın içindeki cevheri işleyen sistemdir. Fakat her şeyin bir limiti vardır. Demir madeni eğitilerek altın hâline getirilemez.
İnsan Nedir?Mark Twain · Dedalus Kitap · 202318,9bin okunma
··
20 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.