10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2020 61. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Eylül 2020 21:26
👁 SAKIN GÖZLERİNİ AÇMA 👁 “Her ânımızı birbirimizle paylaşırken mutlu olmaktı aşk. Sadece bir görüntü değildi. Başka şeylerle karşılaştırılmaması gereken özel bir kelimeydi; kullanırken değerini hissederek kullanmamız gereken, paha biçilmez bir kelimeydi.” “Sevgi her şeyin üstünde! Ne ırk ne din fark etmiyor, sevgi yoksa hepsi boş.” “Mutluluk arayarak bulunmaz. Ne vakit ki sen kendini bulduğunda, işte o zaman o seni bulacak. Kendinle yüzleşmeye hazır mısın?” Toprak, Ozan, Ayla, Tarık, Harun bey, Soydan, Dünya, Suna hanım, Tuğba, Utku bey, Melek, Babür, Halil, Avni bey, Haşim, Sadık, Abdurrahman, Abila kadın, Gabriel, Sumer, Cebrail, Arda bey, Jülide, Raşit, Samet, Mina ve Ebru ile hem güzellikler içeren hem de üzüntülerin yer aldığı farklı hayatların içinde eser boyunca yer aldık. Eğer ki bu eser senaryoya çevrilip filmi olursa gişe rekorları kıracağına eminim. Yazarımız bu eserinde de okuyucuyu büyüleyip yazdıklarına hayran bıraktırıyor. İlk eseri gibi bu eseri de tek kelime ile mükemmel. Öyle bir şey ki bazı kitaplarda sayfa sayılarına bakarsınız bir an önce bitsin de başka kitaba geçeyim diye, ancak bu eserde okuma sürecinde özellikle sonlarda sayfa sayılarına bakarak ne olur bitmesin dedim. Bölümlerde birbirinden farklı hikâyelerin nerede, nasıl ve kimlerle birleşeceğini merak ederek okumaya devam ettim satır satır… Yazarımın kalemine hayran kalacağınız satırlarda öyle güzel özlü sözler not aldım ki tekrar tekrar okusanız da yine okumak isteyeceğiniz satırlar… Yazarımız eserinde kurgu öyle güzel öyle özenli olmuş ki eserin kahramanları ile yaşamaya başlıyorsunuz adeta… Sayfalardaki kelimeler, cümleler usul usul yüreğinize oturuyor. Yazılmış olan mektuplar da duygu yüklü, insanın içini sızlatan ve yazanın hüznünü de yüreğinizde hissediyorsunuz. Toprak başına gelen olaylardan sonra kızın nerede olduğunu araştırırken bende heyecan ile bekledim. Toprak kafeteryaya girdiğinde ortamı gözlemleyip epeyce oturduktan sonra garsona sorduğu sorunun yanıtı ile sonrasında söylenilen odaya girişinde benim bile yüreğimin atışı hızlandı. Görecekleri ile neler olacak diye öyle merak ettim ki… Gördükleri ile benim bile gözlerim ışıl ışıl parladı, o an sanki yanlarındaymışım gibi hissettim. 20. Bölümde yüreğim ağzıma geldi. “Allah’ım lütfen yardım et, özgürce sevmek istiyorum!” sözleri kulaklarımda değil yüreğimde çınladı… Bir yandan Mina’ya söyleniyorum, bir yandan adamlara… Hele ki 23. Bölümde ömrümden ömür gider gibi oldum. Babür denilen pisliğe içimden neler dedim haddi hesabı yok. Dışımdan da demiş olabilirim okurken, ben söylenirken çünkü kedimin bana bakışları neler oluyor der gibiydi. Ama onca emniyet güçleri, onca özel koruma varken nasıl engel olamadılar bazı şeylere, söylene söylene hüzün dolu yüreğim ile sayfalar, satırlar bitmesin diye baktım. Elim ayağım kesildi, sanki kanım çekildi benimde, çok üzüldüm çok… gözyaşlarımı tutamadım ve ahlayarak, vahlayarak okudum son satırları. Bende yalvardım karakterler gibi. Son saatlerde yüreğime koca bir kaya oturmuş gibi hissettim. Yazarın son satırda yazmış olduğu * SON MU? * sorusuna tabi ki son değil dedim. Son olmamalı, devam kitabı olup karakterler ile yaşanacakları beraberce yaşamak istiyorum. Yazarımızın eline yüreğine sağlık diyorum. Ne kadar yazsam kitabın yorumunu az gelir bu güzelliğe, sizlerde okuyarak bunu hissedebilirsiniz. #sidemay #sakıngözleriniaçma #okudumbitti
Sakın Gözlerini AçmaSide May · Beyaz Fil Yayınları · 202036 okunma
·
86 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.