·127 syf.····Okunma: 20 Eylül 2020 06:30 Hangi çağda yaşarsak yaşayalım ;çözüm odaklı olamayacağımız, kadınların mağduriyetine tanık olacağız. Virgina hayatı boyunca talihsizlikleri yaşamasına rağmen güçlü kalmayı tercih etmiştir hep...
Annesinin grip nedeniyle 1895’te ani ölümü sırasında Woolf sadece 13 yaşındaydı. ‘’Olabilecek en büyük felaket.’’annesi Julia Stephen öldüğünde bunu söylemişti. Annesine duyduğu özlemi, bilinç akışı tekniği ile yazdığı ‘’Deniz Feneri’’ adlı eserinde sergilemiştir.
1904 yılında babasının vefatının ardından Woolf ve kardeşleri değişiklik için Bloomsbury semtine taşınmıştır.Bu değişiklik sürekli sinir krizi geçiren Woolf’a iyi gelmiş, özgürlükçü Bloomsbury ortamlarına girerek burada sanat dünyasından farklı kişilerle tanışma fırsatı bulmuştur.
Feminist duruşunu ‘’ Para kazanın, kendinize ait bir oda ve boş zaman yaratın. Yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın! ‘’ şeklinde özetleyen Woolf, sadece edebiyat dünyasında değil Feminizm Akımı içinde de yadsınamaz bir yere sahiptir.
Bu denli bir yaşamı sürdürmeye mahkum olan Virgina evlenir. Eşi yayın evi sahibi olduğu için yazdıklarını özgürce yayınlanmasına fırsat yaratmıştır. Fakat istese de farkında olsa da yaşadığı ruhsal bunalımlar onu yine intihara sürüklemiştir. Ceplerine taşlar doldurarak kendini suyun derinliklerine bırakmıştır. Dramın bu denlisi... O taşlar Virgina 'nın yaşadıkları olsa gerek küçük taşlar büyük ruhun kaybı...son olarak sevdiği adama yazdığı intihar mektubunu bırakıyorum buraya... Okur kalın...
Sevgilim;
Yeniden delirmekte olduğumdan şüphem yok: Böyle korkunç bir dönemi bir kez daha kaldıramayacağımızı hissediyorum. Aynı zamanda, bu kez toparlanmayı başaramayacağımı da seziyorum. Yeniden sesler işitmeye başladım ve dikkatimi toplayamıyorum.
Bu durumda bana en doğru görünen şeyi yapıyorum. Bana olabilecek en büyük mutluluğu yaşattın. Benim için başka kimsenin olamayacağı insan oldun. İki varlığın bu korkunç hastalık gelene kadar olduğumuzdan daha mutlu olabileceğini sanmıyorum. Daha fazla mücadele edemeyeceğim. Senin hayatını da ziyan ettiğimi biliyorum. Ben olmasam çalışabilirdin. Çalışacaksın da, biliyorum.
Görüyorsun, doğru dürüst yazmayı bile başaramıyorum. Okuyamıyorum. Söylemek istediğim, hayattaki tüm mutluluğumu sana borçlu olduğum. Bana karşı her zaman tam bir sabır timsali oldun ve inanılmaz iyiydin. Sana bunları söylememe gerek yok — herkes biliyor zaten.