Çocukken çok zayıf, soluk benizli, cılız bir kızdım. Bu annemi çok üzerdi. '' Çok genç anne oldum, iyi mi bakamadım ben sana acaba?..''deyip kendini sorgulardı... Öyle bir konuşmada bir aile dostumuzun söyledikleri hep aklımda kaldı...'' Üzülme, bakmakla alakalı değil... O bir sonbahar çocuğu ondan... Gör bak, sonbahar gibi duygu yüklü, sonbahar gibi farklı renkleri olan bir kız olacak... Kırılgan olacak dallardaki yapraklar gibi... cılız güneşin tadını en iyi sonbahar bilirmiş o da küçük şeylerden mutlu olacak... Üzülme sakın bir o kadar da güçlü olacak, sert rüzgarlara dayanacak gücü kendinde bulacak... '' demişti... Şu kırılganlık kısmı başıma sürekli dert açsa da ben artık çok iyi biliyorum ki sonbahar, zamanın hızla geçip gittiğinin en iyi habercisi oldu hep bende... Bir çok şey için genç, sayısız şey için yaş almış olduğumu biliyorum... Geçen yıl yazdığım doğum günü yazısını hatırlıyorum da bu yılın zor geçtiğini fark ediyorum... Sevdiklerim daha da değerli, kıymet biçemem onlara olan bağlılığıma... Dost dediğim birkaç kişiyi haketmiş olmak ayrı sevinç aslında... Sonra tanımaktan çok keyif aldıklarım var... İyi ki varsınız... Beni ben yapan herkes, bütün öğretileriniz için teşekkürler... Sonra kızım, gece boynuma sarılıp '' benim annem olmak için doğmuşsun... '' demesi hayat yolculuğumdaki yönüm... Hepinizi seviyorum... Varlığınızı benden esirgemeyin olur mu?.. Bu yıldan elime kalanlar daha somut olsun diye pek çok fotoğraf çektirdim. Hiç paylaşmadığım kadar da paylaştım üstelik... Hepsinin duygusu, bana hatırlattıkları ayrı... Geride bıraktığım yaşın özeti olsun istedim... Doğum gününde dilek tutmak gerekirmiş, dilemeden geçmiyeyim... Dua olsun hatta adı... ''Allahım, en sevdiklerimin yokluğu ile beni sınama... Yüreği küçük insanları benden uzak tut... Gönlü güzellerin yüzümü gülümsetmesine izin ver... Ruhuma verdiğin sihirli güç için ve beni koruduğuna inandığım o melek gibi kanatlara sahip herkes için teşekkürler... '' NB