Puan vermedi·120 syf.····Okunma: 20 Eylül 2020 22:19 Sekiz yüz iki bin yedi yüz senesinde mavi gezegenimiz wuuhhuu!
Bana göre bilim kurgu ayarında bir kitap değil. tamamen toplumsal mesajlar vermek amacıyla yazılmış bir distopya olmasının dışında yazarın gelecek toplum&insan öngörülerini de okuyorsunuz. İnsanın tek bir tür olarak kalmadığı Aşağı ve yukarı yeryüzü halkları (yaratıkları) olarak iki ayrı hayvana ayrıştığı bir gelecek! Benim gibi zaman, gelecek kavramlarını sorgulayan ve kaygısını yaşayanların merakını cezbedecek bir kitap olduğunu düşünüyorum. okurken düşündüren kitaplardan hani.
H.G wells’in ilgimi çeken gelecek öngörülerinden bir kısmını da aşağıya alıntılıyorum.
“İnsanların çok güzel giysiler içinde, görkemli barınaklarda yaşadıklarını gördüm, hiçbir işle uğraşmak zorunda kalmadıklarını fark ettim. Mücadelenin en küçük bir izi bile yoktu, ne toplumsal ne de ekonomik mücadelenin..
Gördüğüm kadarıyla, nüfus artışı son bulduğu için bunun getirdiği sorunlar da çözülmüştü”
Geleceğin bu insanları hem aynı giysilere bürünmüşlerdi, hem de günümüzde cinsiyetleri birbirinden ayıran cilt dokusu ve davranış biçimi farklılıklarının hepsinden yoksundular, hepsi birbirinin aynıydı. Çocuklar da ana babalarının birer kopyası gibi görünüyorlardı. O sırada o dönemin çocuklarının en azından bedensel bakımdan fazlasıyla erken gelişmiş oldukları kanısına vardım; bu kanım sonradan pek çok kez doğrulanacaktı”
“En sonunda erişilen dengeli uygarlık doruğuna çoktan varmış da artık çöküşe geçmiş olmalı”
“Yukarıdünyalıların eksiksiz bir güvence içinde olmaları, onları yavaş yavaş yozlaşmaya, beden, güç ve zeka bakımından genel bir gerilemeye yöneltmişti. Bunu daha şimdiden açık seçik görebiliyordum”