·216 syf.··Beğendi
···Okunma: 25 Eylül 2020 20:11 Yazarın 'Simyacı' kitabının üzerimde çok büyük etkisi vardır. Bu kitabına da hayran kaldım. Çok akıcı, çok anlamlı bir eser olmuş. Sonuna bayıldım. Keyifli okumalar.
Veronika 24 yaşında ve her şeye sahip, genç ve güzel lakin hayatından memnun olmayan mutsuz bir kadındı. New York'ta yaşayan zengin, bir Sloven ailesinin kızı olan Veronica iyi bir öğrencilik yılları geçirmiş mezun olduktan sonra da yüksek bir maaş ile işe de başlamıştı.
Etrafında kendisine hayranlık duyan kadınlı erkekli pek çok kimseye rağmen kendisini yalnız hissetmektedir. Erkelerle de gezip dolaştığı halde çok mutsuzdur Slovenya'nın Ljubljana kentinde yaşayan Veronika soğuk bir kasım gününde aniden intihar etmeye karar vermişti.
Banyo yapıp en güzel geceliğini giyerek yavaş yavaş beş kutu uyku ilacı içmişti. Ölümünü beklerken de bir dergiyi okumaya başlamıştır. Bir kağıt ve bir kalem alarak dergide okuduğu yazının ilk cümlesini intihar nedeni olarak yazmıştı.
En sonunda bilincini kaybetmeye başlarken ölümün böyle bir şey olduğunu düşünmeye başlamıştı. Gözlerini açtığında Veronika kendini bir hastanede bulmuştur ama ellerini yatağa bağlamışlar ve ayağa kalkamamıştır. Üstelik olan biteni anlayamadan tekrar kendini kaybetmiş, uzun bir müddet komadan çıkamamıştı. İki haftayı komada geçirdikten sonra bir sanatoryumda uyandı.
Uyandığında hiç kimsenin içeriden dışarıya çıkmadığı Vilette Akıl Hastalıkları Hastanesi'ne kaldırılmış olduğunu idrak etmişti. Onunla konuşan Dr. İgor, çok yüksek dozda uyku ilacı aldığı için komaya girdiğini, ama bu ilaçların kalbine büyük zarar verdiğini, en fazla ömrünün kaldığını söylemişti. Dr. Igor, ömründeki bu son bir haftayı da bu hasta hanede ve deliler arasında geçirmek zorunda olduğunu da anlattı.
Bıraktığı intihar mektubu moda dünyasında büyük bir tartışma yaratmıştı. Dr . Igor ve psikiyatrist Dr. Blake'in teşvik etmesine rağmen, normal bir insan olarak kabul edilmek konusunda isteksizdi. Veronika üzüntü ve daha öncelerinde hiç yaşamadığı garip duygular içindeyken odasında Zedka adında bir kadınla tanışmıştı Veronika ilk önce Zedka’nın deli bir kadın olduğunu düşünür. Fakat Zedka ve buradaki diğer birçok insanın kendini akıllı sayan diğer birçok insandan daha akıllı olduğunu anlamakta gecikmemiştir. Onun durumunu öğrenen Zedka, hayatının kalan son haftasını dışarıda ve dilediğince geçirmesi gerektiğini söyler. Fakat Veronica’nın bu hasta haneden dışarıya çıkabilmek için Kardeşlik Çemberi denilen insanlardan yardım alabilmesi gerekmektedir.
Ertesi gün, Zedka ona Kardeşlik Çemberi'nin bir üyesi olan Mari'yi gösterir. Bunun üzerine Veronika hemen o kadının yanına giderek olan biteni anlatır. Fakat Mari ve yanındakiler Veronika ile alay etmişler genç kız da yanlarından ayrılmak zorunda kalmıştı.
Fakat gururu kırılmış olmasına rağmen diğer insanlar tarafından deli olarak görüldüğünü bu nedenle de utanmak, aşağılanmak gibi şeyleri hissetmemesi gerektiğini düşündü. Hatta bir deli olarak görüldüğü için aklına esen her şeyi yapabilmekte özgür olduğunu da kavramıştı. Zaten bir haftalık bir ömrü kaldığına göre yaptıklarının sonuçları ne olursa olsun umursamaması gerektiğini de fark etmişti. Düşüncelerinden, duygularından, hareketlerinden sorumlu olmamak durumu onu çok rahatlatmıştı. Birkaç günden fazla ömür kalmadığı için de kaybedecek hiçbir şeyi de yoktu. Bunun üzerine Veronika geri dönüp ve kendisiyle dalga geçen yaşlı adamı tokatladı.
O gece yeni doğmuş olan hilali gören Veronika, çok keyiflenmiş gecenin geç saatinde çocukluk yıllarında çalmayı çok sevdiği piyanoyu çalmaya başlamıştı. Piyano çalarken Eduardo adındaki şizofren bir gencin kendisini izlediğini fark etmişti. Eduardo çok yakışıklı bir gençti ve Veronica’ya derin bir ilgi ve sevgi ile bakıyordu. Veronika o anda yeniden yaşama isteği ile dolduğunu sevmek ve sevilmeye büyük bir ihtiyaç hissettiğini anladı. O gece Eduardo ile birlikte oldu. Kendisini hiçbir şekilde kısıtlamadan içinden geldiği gibi ve hiçbir sınır tanımadan sevişmişti. Üstelik o gece sonrasında Eduardo’ya aşık olmuş, ve onun da kendisine aşık olduğunu hissetmiştir. Hissettiği şey ne ise onu çok derinden sarsmış ve hayata bağlanmıştı.
Dr. İgor’un dediği gün gelip çatmış ve Veronica’nın öleceği gün gelmişti. Veronika, son gününü bu akıl hastanesinde geçirmek istememişti. Bunun için Dr. İgor'un yanına giderek dışarı çıkmak için izin istemiş lakin Dr İgor ona izin vermemişti. Bunun üzerine Eduardo ile Vilette hasta hanesinden kaçmayı başarmışlardı. İkisi birlikte şehrin en lüks restoranına girmişler, en pahalı yemekleri ve içkileri istemişler ama içlerinden geldiği gibi davranarak herkesi rahatsız etmişlerdi. Restoran sahipleri delice davranan Veronica ile Eduardo’yu restorandan atmış ama onlardan para da almamışlardı.
Veronica ile Eduardo’yu kentteki eski bir şatoya çıkmak için şatonun dik yokuşuna tırmanmışlar ama şatonun dik rampa yolu onları yormuş ve uykuya dalmışlardı. Sabah uyandıklarında Veronika ölmemiş olduğu için büyük bir şaşkınlık içindeydi