Gönderi

10/10
·680 syf.··
2020 40. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 22 Eylül 2020 19:37
"Ne Devlet'e boyun eğerim ne insanlara, tek yaptığım kıpırdamaksızın direnmektir." (syf.169) Merhabaaa. Aslında ilk kitap incelememi daha önce okuduğum Yusuf Atılgan'ın Aylak Adam romanı ile yapacaktım ama bu kitapla karşılaşıp da kitabı bitirince hemen üstüne yapmak istedim. Huzursuzluğun Kitabı'nı tavsiye üzerine almıştım ve okumaya yeni başlayıp da 50.sayfaya bile gelmeden çok sevmeye başlayınca kitap üzerine konuşmalarımızdan ve paylaştığım alıntılardan dolayı kitabı edinip başlayanlar oldu. Muhtemelen de bu zincir devam etmiş ya da edecektir. Asıl ününü ölümünden sonra sandığında ortaya çıkan yaklaşık 27 bin sayfayı bulan yazıları ve henüz bitmemiş eserleriyle kazanan Fernando Pessoa'nın bu eserleri arasında Huzursuzluğun Kitabı'da vardı. (Umarım Portekizce kısa bir dildir de Türkçe'ye çevrilince 54 bini bulur.) Huzursuzluğun Kitabı'nda Bernardo Soares'in –belki de Fernando Pessoa'nın– kısa kısa bölümler halinde (öz)yaşamöyküsünü okuruz. Belki dememin nedeni ise Pessoa'nın her kitabında belli bir karakter oluşturması ve birbirinden farklı bu karakterleri gerçek bir kimlik gibi bizlere sunabilme gücüdür. Roa Dos Douradores'deki bürosu, dördüncü kattaki evi ve bu ikisi arasında gidiş-geliş yolunda gördüğümüz muhasebe yardımcısı Soares, gerçek hayatla bağlantısı kopan birisidir. "...ya az önce öten horuzu anımsıyorum ya da horoz gerçekten ikinci kez ötüyor." diyerek sadece gerçek hayatla değil kendisiyle de bağlantısının koptuğunu henüz ilk sayfalarda gördüğümüz karakterimizin yaşadığı dünya ise hayal dünyasıdır. Gerçek hayat karşısında her daim savunma kalkanını hazır tutan Soares'in hayal dünyası öyle gerçeklik barındıran ya da umut veren bir hayal dünyası değildir. Soares imkansızı düşler, imkansızı düşler ki en başta ulaşamayacağını bilsin hatta o dünyaya egemen olabiliyorsa imkansız da artık onun olmuş olsun. Eğer kurduğumuz düşlere dair bir ümidimiz ya da inancımız varsa sonunda uğrayacağımız hayal kırıklığını bir düşünelim ister Bernardo Soares. O yüzden düşlerinde gece sokakta gördüğü terzi kızla konuşurken değil dünyanın kralı olarak kendini görür ve böylelikle acı çekmemiş olur. Hayal dünyasının artık onun gerçek dünyası olduğunu sayfalar ilerledikçe gördüğümüz Soares "Durmaksızın düş kurarak, yapılmadık iş bırakmam." der. Eylem adamı olmayan Soares; hareket etmekten, kıpırdanmaktan hiç hoşlanmaz ve bunlarında bir yararı olduğuna inanmaz. Ona göre her şey düş kurmaktan ibarettir. Soares'in ruh durumuyla tezatlık oluşturacak şekilde yağmuru sevmemesi bana ilginç geldi. En küçük bir olaydan bile etkilenen hassas kalplerin yağmuru çok sevdiğini düşünmüşümdür ya da görmüşümdür. Son olarak kitap altını çizdiklerimle beraber renkli post-itlerle doldu. Çok severek okudum ve yaklaşık 1 ay boyunca çok güzel vakit geçirmemi sağladı. Her ne kadar yazdıkları hüzne boğsa da. Kendinizi arayacağız yer yer de kendinizi ararken sizi kimin aradığını bile unutacağınız harika bir kitaap. Herkese keyifli okumalarr.
Edebiyat
Huzursuzluğun KitabıFernando Pessoa · Can Yayınları · 202514,5bin okunma
··
1 +1'leme
·
89 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.