Puan vermedi·292 syf.····Okunma: 29 Eylül 2020 01:30 Bugüne kadar okuduğumuz, kitaplığımızda bulunan neredeyse tüm kitapların -roman, hikaye hiç farketmez- hepsinin atası olan Don Kişot... Mahsun Yüzlü Aslanlar Şövalyesi Don Kişot.
Kitap hakkında yazılacak, söylenecek o kadar çok şey var ki nereden nasıl başlasam bilemiyorum. Konusuyla başlayalım; Senyör Kesada namı diğer Don Kişot, İspanya'nın bir köyünde yaşayan hali vakti yerinde bir asilzade. Zaman içinde tüm servetini şövalye hikayelerinin anlatıldığı kitaplar harcıyor ve kendinin de bir şövalye olduğuna inanmaya başlıyor. Tamamen kafasının içinde olan dostlarını, düşmanlarını belirliyor, seyis olarak da bir köylüyü Sancho Panza'yı seçerek gezici şövalyeliğe başlıyor. Tüm kitap boyunca bu çılgın ikilinin İspanya yollarında yaşadığı olağanüstü maceraları okuyoruz. Şövalyemizin tek amacı İspanya'nın en güçlü, yenilmez şövalyesi olup biricik aşkı Prenses Dulcinea del Toboso'ya kavuşmak. Yolda birbirinden güzel maceralar yaşıyorlar. Kimi zaman Sancho'nun saflığına gülerken, kimi zaman da Don Kişot'a üzüldüm. Karşılaştığı insanlar, dostları hatta seyii bile onun bir deli olduğunu düşünüyor ve yaşadığı her şeyle dalga geçiyorlar. Kitabın sonlarına kadar en sevdiğim karakter Sancho Panza iken efendisine söylediği yalanlar, onu aldatmaları beni çok soğuttu. İçimden keşke Don Kişot mutlu olsaydı da adı artık Mahzun Yüzlü Şövalye olarak anılmasaydı dedim. Konuyla, hikayeyle ilgili söyleyeceklerim bu kadar. Zaten neredeyse 400 yaşını aşmış bir esere ne söylenebilir ki!
Ben YKY'nın Reşat Nuri Güntekin çevirisi olan versiyonunu okudum. Sevmediğim noktalarsa kitapta imla hatalarının, harf eksiklerinin olması ve diyaloglar içinde o dönemde kullanılmayan, günümüzde Müslümanlar'ın hatta sanırım Türkler'in kullandığı deyimlere ve söz öbeklerine yer verilmesi oldu. Kitabın akışını ciddi manada bozduğunu düşünüyorum. Tabi ki benim okuduğum kısaltılmış versiyondu. En kısa zamanda uzun versiyonunu da okuyacağım!