Puan vermedi·168 syf.····Okunma: 29 Eylül 2020 10:55 Kırgızistan'ın köylerinden biri. Isık-Göl'ün yamacında hemen. Bir çocuk gölün içinde kimsenin göremediği kocaman beyaz bir gemiyi yüzdürüyordu. Onun köyünün taşlarının bile kendine ait ismi vardı. Eşyalarla konuşmak doğaldı. (Sadece insanoğluyla konuşmak sıkıcı değil mi sizce de?) Mümin Dede'si vardı. Pis Orozkul pühh.. O da vardı.
Cengiz Aytmatov'dan ilk defa okuyorum diyeyim de bana bir kızın lütfen! Bunu hak ettim.
Kitaptaki yaşantının geçmişten gelen bir efsaneyle yüzeysellikten çıktığını görüyoruz. Hatta bu çocuk kendi dünyasını dedesinin anlattığı efsanenin öğretilerine göre yaşıyor. Aşkla yaşıyor.
Aytmatov iyiyi kötüden kılıç gibi ayırmış burada. Dönemdeki Türk köy hayatının işleyişini de görüyoruz. Karakterleri, meşguliyetleri..
Açıkçası ben, atalarımızın bazı şeyleri çok da doğru yapmadığını, onların da biz gibi olduğunu, her yeni gelen neslin içinde bulunduğu konjonktüre göre davranması gerektiği taraftarıyım. Yalnız insanda olan hatırlama yeteneği, kullanılmak istiyor. Geçmiş bizim hafızamızsa onu kaybetmememiz ve güzelliğiyle süslenip çirkinliğiyle üzülüp ders çıkarmamız en iyisi diyorum. Kitaptaki anlatılmak istenenin de bu olduğuna inanıyorum.
Okunmaz mı hiç bu kitap!