Roman uzun yıllar savaş görmemiş dört yüzyıldan beridir kendi kendini yöneten bir kasabanın isgalini isgalciler ve halk gözünden anlatıyor.Romanda isgalcilerin de ic dünyasından bahsedilmesi bana farklı bir bakıs acısı kattıgı icin hosuma gitti.Ayrıca kitabın sonunun bir sonucla bitmemesi özgürlük mücadelesinin mücadele kısmına daha cok odaklanmamızı saglamıs.İncelememi kitaptan bir alıntı yaparak bitirmek istiyorum.Saglıkla kalın...
“Özgürlüge tutkun insanlar savas cıkaramazlar ama bir kez onlara saldırıldıgında bozguna ugratsanız bile artık durmazlar.Bir sefin pesinden sürü gibi giden “sürü-halk”lar özgürlük savası veremezler.İste bu nedenle saldırı savaslarını sürü halkların özgürlük savaşlarını da özgür halkların her zaman kazandıgını görüyorsunuz albayım.”