Roman ikinci dünya savaşı sırasındaki Türkiye’nin sosyoekonomik durumunu bir hapishanedeki 72.koğuş üzerinden anlatıyor.
Romanda koğuştaki “adembabalar”ın sefaletini ve bu kronik sefaletin sebep olduğu gurursuz,kişiliksiz,sadece bir gün daha yaşayabilmek için çırpınan insanları ve bu çırpınıştaki insanlığı görüyoruz.Görüyoruz diyorum çünkü hikaye müthis bir gerçekçilikle yazılmış.
Romandaki sefalet kadar aşk gibi tutkularımızın da bizi bambaşka birine dönüştürebileceği vurgusu hoşuma gitti.
Sade ve akıcı bir üslupla yazılmış,keyifli okumalar diliyorum...