·118 syf.····Okunma: 01 Ekim 2020 12:30 Kitabı bitirdiğimde bir 10-15 sn son cümlelere bakakaldım, devamında neler yaşandığını 3. bir şahsın gözünden anlatılmasını bekledim. Başa dönüp önsözü yeniden okudum, olayın devamı yerine geçti yazılanlar. Önsöz kısmında birçok yerde yazarla tartışmak istedim. Ölüm cezasının kaldırılmasını istiyordu, mahkumların da bir hayatı, ailesi, hayalleri ve ailesine borçlu olduğu görevlerden bahsediyordu. Peki ya mahkumun işlediği suçun öznesi, kurban? Onun da bir hayatı, ailesi, hayalleri yok muydu? Tüm yazı sanki ölüm cezasına çarptırılan mahkumlar sütten çıkmış ak kaşıkmış da tamamen suçsuz yere ceza yemişler gibi yazılmış (aralarında illaki suçsuz yere infaz edilenler vardır tabii). Hiçbir yerde mahkumların işlediği suçlardan bahsedilmemiş. Kitabın kahramanı bile kendi suçundan hiçbir yerde bahsetmedi. Şu ana kadar ilk kez bir kitabı okurken yazarla aynı fikirde olamadım (önsöz kısmında). Elbette haklı birçok tarafı vardı (adaletin iyileştirilmesi gerektiği, suçların daha titiz araştırılması böylece suçsuz yere cezalandırmaların azaltılması gerektiği vb.) ama yazı boyunca öfkeli bir dille ısrarla infaz cezasının kaldırılmasını savunması bir noktada rahatsız etti. İnfaz cezası savunucusu değilim ama bazı çok ileri derece suçlarda ve şartlarda değerlendirilebilir olduğunu düşünüyorum. Önsöz dışında kahramanın öyküsüne gelince bir hayli yürek burkan tarzdaydı. Okurken birçok yerde kendimi onun yerine koyduğumda çok kötü hissettim. Ama keşke suçunun da ne olduğundan bahsetseydi.