Puan vermedi·216 syf.····Okunma: 02 Ekim 2020 20:58 Rakı içmelere doyamayan bir kedi, canlı ellerden daha canlı olan tunçtan bir anneanne eli ve her yerden çıkabilecek,bakılan her nesneyi kendisine dönüştürebilecek kadar etkili bir çift mavi göz...Bunlar az biraz ipucu verdi mi bu baştan sona müthiş keyifle okuduğum kitabın gerçeküstü alemine dair bilmiyorum. Fakat kendine özgün bir yerli Marquez diye iddialı bir sıfat ekliyorum Feyyaz Kayacan’a. Bize has öğelerle donattığı, kâh düz,kâh manzuma dönüşebilen biçimiyle,şahane epigraflarla süslenmiş bu kitabıyla bence o sıfatı hak ediyor. İçimizde,geçmişimizde bizi kemirip duran olumsuzlukları atamadıkça o tortular birikir de artık önümüzü görmek için onlardan kurtulmak isteriz ya bu onun kitabı işte.Bir çocuğun içine gulyabani misali kök salan bir ev,ha bire genişleyip hayatını esir alan bahçesi ve tortuların esas kaynağı annesi...Sadece bir penceresi ve Löklök amcası vardır tutunduğu...Bence bu kitabı ya çok seversiniz ya da ne saçma hiç sevmedim dersiniz,arası olmaz gibi geliyor.Otobiyografik özellik taşıdığı söylenmekte ve yazarımız yazı hayatına Fransızca şiirler yazarak başlamış(Saint Joseph mezunu,Paris ve Londra’da yüksek öğrenip görüp uzun yıllar BBC’nin Türkçe yayın servisinde çalışmış)İkinci Yenicilere yol gösterenlerden birisiymiş aslında. Bu tek romanı maalesef ama öykülerinin de aynı niteliklere sahip olduğunu öğrendiğim için onları da mutlaka okuyacağım.Bu nadir bilinen yazarı keşfime sebep olan canım Ayfer Tunç’a da bir “iyi ki varsın” demeden geçemeyeceğim. Özgün ve farklı bir eser okumak isteyen herkese tavsiye ederim.