Gönderi

Sükunetli ve Emindi Yaşamaktan...
Puan vermedi·396 syf.··
2020 126. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Ekim 2020 09:59
- Ya sonsuz bir acı, ya sonsuz bir sevinç içindeydi. Fakat bir an bile durgun, kayıtsız olduğunu anımsamıyorum. Ateşli bir tartışmacıydı. Kendi evinde ya da konuk gittiği yerlerde, bir tartışma çıksın diye fırsat kollar, çıkmasa da kendi yaratırdı bu fırsatı. Fakat onunla karşılaşmış olanlar, az rastlanır iyilikte ve dürüstlükte bir insan olduğunu da bilirler. Düşündüğü şeyi her zaman açıkça söylerdi. Bu bazılarını kızdırır, fakat sonunda silahsız bırakırdı onları... Cenaze töreninde dansediyor, düğünde ağlıyordu... - Dönemlerinin karanlık güçleriyle savaşan ilerici sanatçılara her ülkede ve her çağda raslanır. İnsanların mutluluğu ve dünyada güzel bir yaşam için savaşa giren bu ilerici sanatçılar her zaman karanlık güçlerce kuşatılmış, kovuşturulmuş, baskıya uğratılmış, hapsedilmiş ve öldürülmüşlerdir. Fakat onlar hiç bir baskı ve tehdidin, hiç bir ölümün, hiç bir yalanın; tarihin akışını iyiye,güzele haklıya ve mutluluğa yönelişini durduramıyacağını bilirler. Ve bu yazarların yapıtları ve bütün yaşamları gelecek kuşaklara örnek olur. - Yöneticiler Nazım Hikmet'i hapishaneye kapatmakla onu susturabileceklerini sanıyorlardı. Fakat hapishanede sürekli gözaltında bulundurulmasına ve üstelik hasta olmasına karşın, mücadelesinden ve yazma eyleminden şairi koparamadılar. - Halkının duygularını ve düşüncelerini kendinin kılarak lirik şiirlerinde onun acısını ve kederini, mutluluğunu ve öfkesini dile getiren şair, yapıtlarının kahramanlarında «yeniden yaratılmakta»dır sanki. Kişisel yazgısı, haksızlığa ve zulme uğramış milyonların yazgısıyla kopmazca bağlıdır. - Nazım Hikmet, Bir Türk gazetecisiyle konuşmasında «... ben sanayiin yarattığı içtimaî hayattaki muayyen bir sınıfın şairiyim... O zümrenin dertlerini, acılarını, ihtiyaçlarını anlatırım.»  der.. - Bütün  bunları seyredersin de donmuş, hareketsiz sanat anlayışın altüst olmaz mı? Karşında birbirinden geniş ufuklar açılmaz mı? Halkın için, halklar için, insan için umutlu, aydınlık, ileriye, haklıya, doğruya, güzele, hürriyete, kardeşliğe çağıran eserler yazmak için yanıp tutuşmaz mısın? Benim de başıma aynı şey geldi. - Nazım Hikmet ölmekten korkuyor ve gizlemek gereğini de duymuyordu bunu. Tasarladığı, yapması gereken birçok şeyi bitirememiş olmak düşüncesi eziyordu onu. ... Kendi düşüncelerim: Özel olarak bir Nâzım hayranı değilim. İnceleme yazıp yazmama konusunda da çok tereddüte düştüm.  Hatta yazıp yazıp sildim çoğu yerleri. Zira her yazarın bir saygıyı hakettiğine  inanıyorum. Bilmeden hakarete girecek bir yorum yapmak asla istemem. Bu şekil bir mizaç takınmam. Fakat kendi düşüncelerimi de en kibar dil ve uygun bir üslup ile anlatmak istiyorum. Nazım Hikmet'i eleştirmek için Nazım Hikmet kadar bir şeyler yapabilmiş olmak lazımdır ki  zaten Türk Edebiyatına büyük damgalar vurmuş isimler öyle oturtulduğu yerden eleştirilecek topa tutulacak isimler değildir. Herhangi bir kitabı okurken tüm siyasî ve içtimaî düşüncelerimi ve ülkülerimi bir kenara bırakırım. Edebiyat at gözlükleri ile okunmayacak kadar geniş bir derya ve güzellikler kaplı cennet havuzu. Bu kitabı okurken de öyle yaptım. Olaylara her cepheden bakmak bir de kişinin (yazarın) dünyasından bakmak gerektiği kanısına bir kez daha vardım. Hele bir de bu kişi Nazım Hikmet. Nazım Hikmet zamanında kıymeti bilinmeyen şimdi ise popüler kültürün demogojisiyle harcanıp giden bir yazar,şair ve tiyatro yazarıdır. Fazla abartı ve acıtasyon katarak olaylara karşı tutunduğumuz tavır ve bakış açımız tamamen aşılanma bir hayranlık ve bunun neticesinde ise gerçekleri fark edememeyi doğurur. Bu noktada tarihsel ve mantıksal süreci gözardı edip işin romantik süslü boyutuna gözümüz takılır. Nazım Hikmet şahsımca kendisi ile çok çelişen biri. Bu çelişki biraz da metaforik bir anlama sahip. Hem de böylesi zeki bir şairden beklenmeyecek bir metafor. Bu hataya başta Nazi Irkçılığı ve İtalyan Faşizmi ile Türkçülük Ülküsünü bir tutmakla başlıyor. Kendi gibi düşünen şair takımını "İlerici " grubuna yerleştirip. Türk Ocakları Başkanı Hamdullah Suphi ve bu kutsal davaya kendini adamış bir çok insanı "gerici" olmakla suçluyor. Mehmet Emin Yurdakul gibi önemli Türkçü şairleri "halkın dertlerine ilgisiz" olmakla suçluyor.  Oldu mu bu şimdi?? Hümanist fikirlere sahip şairimiz; barışdan , sevgiden, kardeşlikten, savaşların sona ermesinden , emeğe saygıdan dem vuruyor fakat " dağlarda çiçek mi topluyordu ya da Sovyet Rusya'yla ne gibi bir ilişkisi vardı? " sorularını akıllara getirmiyor değil. Bu da muammalı tezatlardan... Nazım Hikmet devrimci şairdir ve devrimin şairidir.  Daha doğru bir dille devrimin vücut bulmuş hali ya da devrimin kendi yazdığı başlıca şiirin kendisidir Nazım Hikmet. Hayatı ne roman ne şiir. Destandır adeta. Attila İlhan gibi milliyetçi şairler bile örnek almışsa vardır bir hayır "Hikmet." Çünkü o Nazım Hikmet :) Bir yazarın özel hayatı çok ilgilendiğim bir konu değildir ama şunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Böyle güzelim bir devrimci nasıl olur da "aşk şairi " diye anılır.  Hakaret gibi bir şey. Üstelik toplumun aşk anlayışında da mutlak bir sıkıntı var olsa gerek ki her gördüğü kadına şiir yazan her gece biriyle uyuyan bir adamın aşk şairi olduğuna ikna olduk. Her ne olursa olsun edebiyat tek taraftan akmaz. Her iki tarafın bize kattıkları vardır muhakkak. Her tür düşünce okunmalı okunacak...Kitabı okurken çok keyif aldım. Paylaştığım alıntılardan da anlaşılıyordur. 10/10☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆ Benim Nazım Hikmet'le olan yolculuğum şimdilik sona erdi. Gayet keyifli bir yolculuktu.  Başka yolculuklarda görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın. Dostça kalın.....
Edebiyat
Nazım Hikmet Yaşamı ve YapıtlarıEkber Babayev · Cumhuriyet Kitapları · 201118 okunma
·
49 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.