·256 syf.··Beğendi
···Okunma: 03 Ekim 2020 17:14 Kitabı bitireli 20 saniye ya oldu ya olmadı. Genelde bir kitabı değerlendirirken; okuduktan sonra birkaç gün bekler, kitabın iyi ve kötü yönlerini daha net şekilde gördükten sonra değerlendirme yoluna giderdim. Fakat birkaç istisna yaptım bu alışkanlıkta.
Pamuk’un Kafamda Bir Tuhaflık’ını, Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nü, Anar’ın Puslu Kıtalar Atlası’nı, Camus’nun Yabancı’sını ve Sabahattin Ali’nin Madonna’sını daha kitabın ortalarında 10/10 olarak değerlendirmişti zihnim benden bağımsız biçimde.
İşte bu kitaplara eklenen son halka oldu İçimizdeki Şeytan...
Bu zamana kadar nasıl olur da birisi elime tutuşturup okutmadı diye hem biraz hüzünlüyüm hem de bu şaheseri bugün okuyarak daha olgun bir değerlendirme yapabileceğim hususunda memnunum.
Normalde bunun bir inceleme yazısı olması lazım gelir ama İçimizdeki Şeytan’ın neresini inceleyip de eleştirebilirim ki?
Sabahattin Ali’nin Atsız, Peyami Safa gibi Türkçü cepheden mülhem oluşturduğu karakterleriyle tatlı tatlı eleştirmesinden tutun da; Ömer ve Macide arasındaki ilişkiyi bu kadar ustalıkla işlemesine varıncaya dek binbir şey söylenebilir ama bunlar gereksiz birtakım lakırdı olacaktır elbet.
Sadece şunu söylemek isterim incelemenin sonuna yaklaşırken; edebî eserlerdeki güçlü, ayakları üzerinde durabilen kadınları okumaktan son derece memnuniyet duyan bir okurum.
Sinekli Bakkal’ın Rabia’sı, Kafamda Bir Tuhaflık’ın Rayiha’sı, Vadideki Zambak’ın Madame de Mortsauf’u ve Madonna’nın Maria Puder’i hep üzerimde tesiri olan karakterlerdir. Bunların üstüne bir de İçimizdeki Şeytan’ın Macide’si eklendi.
Macide’nin rasyonel kalmaya çalışması ama sevdiğine olan bağlığından ötürü çoğu yerde sessiz kalması, kendisinden fedakarlık ederek Ömer’e itimadda bulunması vs. gerçekten Sabahattin Ali’nin edebî becerisine şapka çıkartılası bir karakter olmuş.
Bazı eksik bulduğum kitapları önce eleştirdikten sonra niye tavsiye ettiğimi yazıp öyle bitiririm incelemelerimi ama bazı kitaplar için “tavsiye etme gafletine düşmeyeceğim” derim. İçimizdeki Şeytan’ı da tavsiye etme gafletine düşmüyorum.
Hâla okumadıysanız bilin ki; sizi de benim gibi “nasıl oldu da okumadım, ah aptal kafam” şeklinde tatlı serzenişler bekliyor.
Herkese iyi okumalar ve bol kitaplı günler dilerim :)