·163 syf.····Okunma: 02 Ekim 2020 23:00 Romanın ya da Sabahattin Ali’nin de dediği gibi Novellanın hikayesi; bir yazarın aynı yerde çalıştığı Raif efendinin günlüğünü okumasıyla başlıyor. Babası, Raif efendinin Almanya’ya gitmesini ve kendi sabunhanelerinin başına geçmesi için sabun yapımı ile ilgili her şeyi öğrenmesini ister. Böylece Raif efendinin Almanya’daki 2 yılına ve o 2 yılın içindeki aşkla geçen birkaç ayına tanık oluruz. Raif efendi gittiği bir sergideki tablodan çok etkilenir, etkilenmek bir yana tabloya aşık olur hatta takıntı haline getirerek her gün tabloyu görmeye gider. Burada bir parantez açmak istiyorum; tam burada kitabı okumaya devam ederken aklıma 1965 yapımı Metin Erksan’ın yönettiği “Sevmek Zamanı” adlı filmi geldi izleyenler bilirler filmde de buna benzer bir olay vardır, mutlaka izlemenizi tavsiye ederim. Esere dönecek olursak Raif efendinin tablonun sahibiyle tanışmasına müteakip artık onun bütün acılarına, sevinçlerine, yaşadığı ve hissettiği büyük aşkına ortak oluyoruz. Ortak oluyoruz diyorum çünkü Sabahattin Ali o kadar iyi anlatmış ki yaşanılan durumu, kitap okumanın verdiği hazla değil içimdeki bütün sıkıntıların yer yüzüne fışkırarak hissettirdiği acıyla okudum kitabı, kendimi Raif efendinin yerine koymadan okuyamadım. Ve kitabı bitirdiğimde ağzımdan sadece şu iki kelime döküldü; Ah raif...