Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm - Kitap Yorumu
Herkese merhabalar efenim. Çok karmaşık duygular içinde kaldığım bir kitabın arasından sesleniyorum. İlk defa bir Livaneli eseri okuyorum, özellikle onun adı çok fazla çıktığından beridir hep kalemini merak ediyordum. Kütüphaneden aldığım bu kitapla beraber merakımı da gidermiş bulundum. Elbette bir kitaptan yazarın tarzı tam anlaşılmaz, birden fazla kitabını da okumak gerekir. Ancak yine de hoşgeldin demiş bulundum.
Yazarımız hikayede iki farklı bakış açısı kullanmış. Biri Sami'nin ağzından diğeri de ilahi bakış açısından. Normalde bu farklı bakış açıları kafamı karıştırırdı. Ancak bu kitapta iyiki yapılmış dedim.
⚰
Şimdi gelelim hikayedeki başlığın metaforlarına.
Bir kedi: 80 darbesi zamanlarında ne sağcı ne de solcu olduğu belli olmayan ama insanlara çok fazla güvenip köpek gibi bağlandığı zamanlarını bir hayal kırıklığıyla geride bırakan Sami Baran, artık bir kedi kadar soğukkanlı, güçlü, ilgisiz, her şeyi unutup öylece yaşayan biri olmayı ister.
Bir adam: 80 darbesinde yaşadığı trajik ve korkunç olayın etkisinde kalan Sami, İsveç'e mülteci olarak gider. Orada tıpkı kendisi gibi mülteci olarak yaşayan farklı ülkelerden insanların aynı acılarını, kederlerini yaşar. Ancak gördüğü sanrılarının ve ağrılarının etkisinden kurtulamayan Sami, hastanede kaldığı zamanda yan odada kalan bir hastayı fark eder.
⚰
Bir ölüm: O hasta; ülkesinde hastanede yatan hastalara işkence çektiren, ailesi ve ülkesi tarafından reddedilen bir başkandı. O hastanın ölümünü isteyen birçok insan vardı, bu ölümü isteyenin başında Sami Baran vardı. En çok o zevk alırdı, adamın ölümünden.
İstediğini elde ederek onu öldürdü mü yoksa onu sağ mı bıraktı?
İntikam hiç bu kadar politik ve psikolojik yönden yıpratıcı olmamıştı.
#madamsanalluna #okuryazarluna #lunakitapokuyor
İki farklı anlatım olması; hem yazarın Sami'yi ve etrafındaki yandaşlarını (arkadaş demek yanlış olur, çünkü Sami, kendisinin hiç arkadaşı olmadığını düşünüyor.) en keskin haliyle, iyisiyle ve kötüsüyle yazma biçimine hayran kaldım. Böylece o insan gerçekten de varmış gibi hayal ettiriyor.
Özellikle Sami'nin araya girip "Yaa bak yazar, şimdi senin yazdıklarına neler neler diyeceğim, ehe ehe ehe." dercesine araya girmesi hoşuma gitti. Hikayedeki aşırı soğuk havasını dağıtan tek şey bu anlatım oldu.
Hikaye gerçekten akıcı ve sürükleyici ilerledi. Olaylar arasında kopukluklar olsa da Sami bu durumu ele almış ve düzelttirmiş gibi durdu. Tabii hala cevaplanmayan soruları da bıraktığı aşikar.
Bazı zamanlar hikayeden kopmama neden oldu, çünkü nedense bazen o kadar çok politik kısımlara denk geldim ki bundan acayip sıkıldım. Benim için tek olumsuz yanı bu oldu, o da siyasete olan nefretimden kaynaklanıyor. Burada tıpkı Sami gibiyim, ne sağcıyım ne de solcu.
Yine de bu kitabı iyiki okudum diyebiliyorum, farklı tarz ve tatlardan kitaplar okumak her zaman içimi açıyor. Tabii bazen canımı da yakıyor ama olsun.