·331 syf.··Beğendi
···Okunma: 06 Ekim 2020 23:59 Biyolojik körlük müdür gerçek olan yoksa gerçekte görüpte olan biteni görmek istemeyen körlük mü?
Kitap hakkında spoiler vermeden önce dilerseniz yazarımızı çok kısa tanıyalım :)
José Saramago 16 Kasım 1922 yılında Portekiz'in Azinhoga Ribatejo kentinde doğmuştur. İlk kitabı olan Günah Ülkesi 1947 yılında yayımlanmıştır. Jose Saramago üslubunda muzip bir tavır takınır. Bu onu diğer yazarlardan ayıran önemli bir etkendir. 1995 yılında ise en büyük romanlarından biri olan Körlük kitabını yayımlamıştır. Sanırım bu kadarı şu an için yeterli olacaktır ne dersiniz :)
Körlük kırmızı ışıkta aniden görme fonksiyonunu yitiren bir adamın her şeyi bembeyaz görüyorum demesiyle başlar. Ardından "Beyaz Felaket" adını verdikleri salgın, felaketler dizisinide beraberinde getirir. Salgınla beraber insan yaşamının nasıl bir vahşete dönüştüğünü, örgütlenmiş insanların bir ekmek kırıntısı için hayatta kalma çabalarını, öldürücü olmasa da bütün etik değerleri yok ettiğini, umudun, ahlak anlayışının, sabrın, hoşgörünün günden güne tükendiğini, maddi körlüğün özelinde nasıl manevi körlük yaşadıklarını anlatmaya çalışmış.
Kitapta beni çeken bir diğer nokta ise yazarın kitaptaki karakterlere isim vermek yerine, "ilk kör, karısı, doktor, doktorun eşi, siyah bantlı yaşlı adam, şaşı çocuk, koyu renk gözlüklü genç kız" gibi tabirler kullanmasıydı.
Cümlelerime son vermeden önce kitabın bende uyandırdığı duyguların yanı sıra gerçekte gören gözlerimizin bizi çoğu zaman yanılttığını, bizim gören körler olduğumuz kanısına varmamı sağladı.
İncelememi José Saramago'nun şu sözüyle bitirmek istiyorum; Bence biz kör olmadık, biz zaten kördük, Gören körler mi, Gördüğü halde görmeyen körler.
Dilerim cümlelerim kitap hakkında sizde merak duygusu uyandırmıştır. Keyifle okuyacağınız bir kitabı daha buraya bırakıyorum hoşçakalın :)