·310 syf.····Okunma: 08 Ekim 2020 01:39 "Tek başına çaresizce ölümü bekliyordum, şu an bundan öte bir gerçeklik yoktu. Devlet beni bayrak direği olarak köye dikmişti."
Bu cümle sadece işsiz kalmamak için öğretmenliği tercih eden ve asker öğretmen olarak Bitlis Mutki'de bir dağ köyüne gönderilen Cihan'ın içinde bulunduğu psikolojik durumu oldukça net ortaya koyan bir alıntıydı. Öğretmen kimliğinden farklı olarak köylülerle, öğrencilerle ve ilçedeki diğer öğretmenlerle olan kesit kesit olay örgüleri belirsiz bir sırayla anlatılıyor. Yazar korkuyu, sadece dönemin terör bölgesi olduğunu sandığımız yerde yaşadığı için değil, aynı, zamanda yalnızlık, güvensizlik, anlam arama çabası içinde olması sebebiyle de yoğun olarak yaşıyor. Kulik bu süreçte ona destek olan bir korucudan fazlasına dönüşürken, insan ilişkileri ve güven Cihan'ın hayatında giderek olgunlaşan ve değişen bir süreç haline geliyor. Ayda ile olan ilişkisi ise başından sonuna kadar ilginç bir yol hikayesi kıvamını alıyor.
Yaklaşık otuz yıl kadar evvel batıdan doğuya görev nedeni ile gidip, orada geçirilen zaman ile ilgili bir hatıra kitap tadı vardı. Başlarda betimlemelerin abartıldığını düşünsem de hikayenin ilerleyen kısımlarında merak duygusunu uyandırmayı başarıyor yazar. Ilk roman denemesi olması yönüyle de desteklemeye değer buldum.