Cezayir’de, tesadüfen bir Arap’ı öldüren Fransız, Mersault, kendisini ölüme götüren olayları kayıtsız şekilde izlemektedir. Her şey, kendiliğinden olup bitmekte, Meursault, topluma, kendine, adım adım yaklaşan ölüme, hayata, dünyaya ve eylemlerine yabancılaşmış ve kayıtsız kalmıştır.Hayata, eylemlere, duygulara, çevreye, beklentilere ve insanın kendisine yabancılaşması, ölüm, umursamazlık, kabullenmişlik, yalnızlık, önyargıları sorgulayıştır.
Roman kahramanının yabancılaşması romanda, roman kahramanının ağzından şu şekilde ifade bulmaktadır. ‘herkes bilir ki, hayat yaşamak zahmetine değmeyen bir şeydir, aslında 30 ya da 70 yaşında ölmenin önemli olmadığını bilmez değildim, çünkü her iki halde de gayet tabii olarak başka erkekler ve kadınlar yine yaşayacaklar ve bu binlerce yıl devam edecektir