Puan vermedi·225 syf.··Beğendi
···Okunma: 11 Ekim 2020 00:35 Bu kitap Alev Alatlı'nın ilk romanı. İlk romana göre hayret içinde bırakacak kadar da iyi. Tabi ki Alatlı gibi bir düşünce, dava kadınının yazacağı roman basit bir aşk romanı ya da sıradan bir dram olamaz. İstediği duyguyu okura geçirmek konusunda çok başarılı. Bu duyguları en son hangi kitapta hissettim hatırlamıyorum. Ama bu duyguların sözleri "Aa tam beni anlatıyor!" ya da "İşte tam olarak benim demek istediklerim!" değil. Bu duyguların dili yok, yalnızca küskün gözyaşları var.
Eserde Eleni adında bir Rum kızının sarsıcı hayatı işlenmiş. Bu çilerlere olan katkısı yadsınamayacak kadar fazla olan, eserin geçtiği dönemin (1960'lar) günlük olayları yeterli oranda akışta yer almaktadır. Milletlerin ve dinlerin arasındaki çatışmalara dayanan bu olayların masum bir hayatı nasıl ziyan ettiğini, yazar bize bütün acı detaylarıyla sunmuş. Eleni'nin çocuk olamadan kadın oluşuna -kadınlık acı çekmekse, haksızlığa uğramaksa, itilip kakılmak, kenara atılmaksa, hiç yerine konmaksa- kadınlığı ne kadar hakkını vererek yaşadığına tanıklık ediyoruz. Ve bir kadının acılarını bir kadından daha iyi kim anlatabilir?
Türklük, Rumluk, Enosis, Eoka, Müslümanlık, Hristiyanlık, Kıbrıs meselesi eserin atmosferini oluştururken bölümler arasında verilen Vakanüvislerle zenginleşen, gerçekliği daha da hissettiren eser, empati kurmaya korkuturken, sempati duymanızı sağlamadan nihayete varmıyor.
Bu kadar gerçek, bu kadar halktan duygular ve inanması güç doğrular insanın canını yakıyor. Bir kadının, hayatının hangi evresinde olursa olsun cinsel objeden ayrı tutulamıyor olması, sürekli tahakküm altında tutulması, sevilirken bile gözden çıkarılması, dövülmesi, tecavüze uğraması, iftiralara boyun eğmek durumunda kalması, yarı yolda bırakılması o kadar gündelik ki insanın yadırgamaya fırsatı olmuyor. Bunu bir insan olarak söylüyorum: Yaseminlerin tütmediği bir dünya nefessiz kalmaya mahkumdur! Bir çiçek kadar masum bir can, neden toprakta bitiyor diye toprağa erken verilir?!
Kitabın sonunda duyduğum bu öfkeli suçluluğun nedeni: Milyonlarca Eleni Klo Morias Naciye Arif'i bu zulümlerden çekip kurtarmaya muktedir olamamamdır. Yazarın 'Yaseminler tüter mi hâlâ?' sorusuna verebileceğim tek cevap şu olacaktır: Yaseminler burnumuzda tütüyor!..