Puan vermedi·420 syf.····Okunma: 19 Haziran 2020 21:32 (S.143)"Merak ettim benim yerimde Mevlâna olsaydı, ne yapar nasıl yaşardı kim bilir?... Bana verilen şu hayat ona verilseydi gene böyle koskoca Mevlâna olabilir miydi?"
İlk başta kitabı içeriği güzel demesiyle kuzenim önermişti. Sonrasında virüsün girmesiyle araya kitabı aylar sonra okudum ve aylar sonra da incelemesini yazıyorum.
Elif Şafak'ın ilk kitabını okuyorum. Türkiye'de iyi bir yazar konumunda tutuluyor, bazılarına göre ise yapmacık ve geliştirmesi gerektiği hususlar olduğunu dile getiriyor okuyucu kitlesi.
Ben kitaba ön yargıyla başladım. Aşk kitaplarını asla sevmiyorum. Aşka yönelik olması sebebiyle değil aşk tarzında yazılan kitaplar yazan modern yazarlarımız isimleri not düşmeye gerek duymuyorum. Çok kitap okuyan kitle tahmin edecek ve o yazarlara karşı yüz ifadesi limonlu olacaktır. Türkiye'de modern aşk yerine geçmiş kültür aşklarını seviyorum çünkü onlar daha çok diyalog yerine sanat, edebiyat ve anlatım tekniğine yoğun ilgisi gösterilerek yazılmıştır. Konuyu hemen toparlıyorum.
Kitap bir insana olan aşktan değil, ilahi aşktan bahsediyor.
İlk başta aile sorunlarıyla başlayarak ilahi sorunlara doğru yol alıyor. Hiç aklıma gelmeyecek konulara değiniyor. Olay örgüsü akış tarzı biraz karışık olsa bile ben okurken zevk aldım.
Bazı yerlerde kitapla birlikte oturdum. Bende olaylar içindeki konular hakkında düşündüm.
O an, bu karakterler yerinde ben olsam ne yapardım?
Nasıl bir çözüm yolu bulur nasıl bir çıkış yolu arardım.
Şems Tebrizi ve Mevlana Celaleddin Rumi'nin ilahı aşkları anlatılmış ve ikisinin birbirlerine nasıl da çok sevdiklerini bağlı kaldıklarını anlatılmıştır. Yazar bu alanda eksik kalmış hatta modern tarzda yazıldığı eleştirisine maruz kalmıştır. Sağlam kemik okurlar yazarların kalem gücüne bakarlar ve iyi kötü olduğunu hemen yorumlayabilir eleştirebilirler. Normal okurların bu kargaşaya dahil olmadan roman adı altında okurlarsa akıcı, zevkli, hoş bir duyguyla okuyacaklarını düşünüyorum.
(S.67)"Hep aynı yere kök salmış, hayatından bıkmış evli barklı kadınların kırk kuralı."
Kitap sonuna kadar her ilerleyen sayfasında bu kurallara değinenecek konuya geldiğinde bir kuraldan bahsetmiştir. Didaktik midir? Bilinemez... Sayfalara küçük küçük inciler gibi serpiştirilmiştir.
Başından sonuna hatta orta kısımları ara ara bağımsız kopuklu oluyor. Günümüzden geçmişe anlatım zorlayıcı olmasından ötürü negatif etkilensemde benim gibi sizinde doğal karşılayacağınızı düşünüyorum. Sizlerin de bu tasavvuf aşkını okumanızı tavsiye ediyorum.