Puan vermedi·632 syf.····Okunma: 15 Ekim 2020 20:38 “ Viktorya çağı” olarak adlandırılan çağda yaşayan kardeşlerin sanıyorum ki en ses getirenlerinden biri de Charlotte Brontë olmuştur. Ona bu başarıyı sağlayan ise şüphesiz Jane Eyre kitabıdır. Bu kitap ilk basıldığı zaman Charlotte adını gizlemekte pek ısrarcıydı. Kitap ilk olarak Currer Bell mahlasıyla basıldı. Okurlar “the Jane Eyre fever” (Jane Eyre ateşli hastalığı) olarak nitelendirdikleri bu kitabın yazarının kadın mı erkek mi olduğu konusunda tartışırken, çoğunluk yazarın erkek olduğuna adı kadar emindir. Çünkü ancak bir erkek bir aşkı anlatırken böylesine ileri gidebilir diye düşünürlerken, başarının bir lütfu olarak yazarımız kimliğini okuruna bahşeder. Viktorya Çağı’nın en önemli dergilerinden biri olan The Quartely dergisi ise, Jane Eyre kitabının “improper” (ahlaka aykırı) ve “wicked” (ahlaksız) olarak nitelendirir. Kitabın bu denli yargılanmasının asıl sebebi ise, tutkulu bir aşkın bu denli yalın ve yoğun anlatılmasıydı.
Charlotte Brontë yalnızca ahlaksız ve edebe aykırı değil, o dönemin bütün yazarlarının yaptığı gibi protagonist’i (ana karakter) bir peri güzelliğinde betimlememiş olmasıydı.
Jane Eyre gibi bir karakterin bu denli akılda kalıp okuyucular tarafından sevilmesi de sanırım onda herkesin farklı şeyler sezinlemesidir. Başına buyruk halleri, kimseye boyun eğmeyişi, sağduyulu oluşu ve kıvrak zekası beni okumaya daha da teşvik eden önemli unsurlar oldu. Shakespeare oyunlarına pek çok atıfta bulunulması, mitolojik ögeler içermesi açısından keyifli bir okuma oldu benim için. Okumayı düşünüp hacminden korkanlar içinse bu söylediklerim yeterli olacaktır diye düşünüyorum. Akıp giden ve her satırın altını çizmek istediğim bir kitaptı. Viktorya çağında kadın erkek ilişkilerine göz atmak feminist ruhunuzu biraz perçinleyebilir, çünkü çok kez kitaptaki birkaç karakter sebebiyle bileklerimi kolonya ile ovmak zorunda kaldım.