Michel Foucault’un ‘normal insan kurgudur’ sözü benim için bi hayat görüşü gibi. Her bireyin içindeki cevheri keşfetmesine izin vermeye odaklanan, ruhlarımızın beslendiği şeyin farklı olmasının doğal oluşuna değinen ve farklılığın zenginliğine dikkat çeken bir hayat görüşü.
Martı kitabı da tam olarak içindeki cevherin peşinden giden bir martıyı anlatıyor bize. Sürünün sizi nasıl da o dipsiz kuyuya çekmeye çalıştığını, dışladığını, onlardan olmadığınız için değerli olmadığınıza ikna edişini anlatıyor. Fakat o martının özgürlüğe giden yolunu okuduğunuzda kendinizden bir şeyler buluyorsunuz.
Nasıl olsa herkesin kendi gibi olmak adına verdiği bir mücadele var bu hayatta...