·172 syf.··Beğendi
···Okunma: 22 Ekim 2020 13:16 Yorum tadında. Net SPOILER içerir!! Okumadan,okumamanız tavsiye edilir.
Öncelikle J.S. Bach-Brandenburg concertosunu açin lütfen.Yazarın bizlere yönelttiği eleştirilerden biride yeni kuşakların sanat zevksizliğiydi.
Hikayeye nefret dolu karşılarına çıkan canlı cansız herşeye öfke kusan,vicdan ve ahlak yoksunu, dört gencin akıl almaz yaptıklarıyla başlıyorsunuz. Empati yetisini tamamen yitirmiş bu dört genç yaşattıkları acının,dehşetin ve igrençliğin farkında bile değillerdi.
Kahramanimiz Alex rüyasında, kendi kocamandır ve insancıkları ayaklari altinda ezdiğini görür.Anthony Burgess Tanrinin bizi keyfi yarattığını ve yaradılışımızda ruhumuza bahşettiği şiddet eğilimi,canavarca hisler ve dürtüleri kötülük yapmak icin kullandığımızda bizi cezalandirmaktan keyif aldığını iddia etmektedir. Belkide yazarın tartışmaya yol açan en radikal fikri iddiasıdır.
Kütüphanede yaşlıların Alexten hunharca intikam alması toplumun okuyan ve aydin kesiminin bile bireysel vahşi duygularını dizginleyememesini carpici bir şeklilde dile getirmistir. Oyle ki aile ici iletişimsizliğin ve kökünden yanlis egitim sisteminin kurbanı olan ofke dolu z kusaginin kimlik arayışı ve onlenemez vahsi tabiatı nasıl sorgulanabilir ki?
İnsanoğlunun şiddete olan açlığı, nefreti, ofkesi her ne kadar içten gelse de Tanrının yaradılışta biz insanlara bahşettiği duygulardır. Daha derine inecek olursak Anthony Burgess bireyin ve bireysel olmayan seylerin çıkar zıtlığını tartışmaya sunmustur. Kötülük bireye özgüdür ve bireysel olmayan şeyler bireyin özgürlüğüne sınır tanımazlığına katlanamaz. Yani devletler,yargı,gruplar,metroda ki küçük güruh bile bireyin kendi özgün doğasına katlanamaz. Kendi içindeki yapılanmış bileşik degerler olcusunde otomatik olarak bireyleri gözetler,denetler,sınırlar ve bireyin adina kararlar verir. Birey olmayan şeyler mutlak iyi ve dogru olmak zorundadir. Bireyin bir bakıma dogasinda yani yaradılışında olsa bile kötüden yana seçim hakki yoktur. Bunu engellemenin ilk yolu da içten gelen hastalik 'vicdan'dır. Sınır tanimaz birey bireysel olmayan şeylerin kendisine koyduğu kurallara bir başkaldırıştır OTOMATİK PORTAKAL.
Yazar Anthony Burgess Alex ve çetesinin de icinde bulunduklari z kusaginin toplumla iletisim konusunda sorun yasadigindan bahseder. Bunu eğitim sisteminin bozukluğuna ve aile içi iletisimsizliğe mal eder.Ayrıca günümüz insanlarin güvenilmezliğini carpici bir sekilde dile getirmistir. Alexin her defasında en yakın bildikleri tarafından aldatılması ve her seferinde yine yeniden bulunduğu cenaha güvenmesi hayatin biz ögreninceye kadar tekrar ve tekrar ders vermesi niteliğindedir.
Hikayenin bir bölümünde Alex hasta oldugunu soyler ve yataktan cikmaz. Alexin annesinin onunla ilgilenmeyip işe gitmek zorunda olmasi sistemin bize yaptırımlarına ince bir gondermedir. Bireylerin acinasi varlığını sürdürebilmeleri icin sistem carklarinin birer dislisi olmasi gerektiğini dile getirmistir.
Hikayenin sonlarına dogru Anthony Burgess politikanın ve siyasilerin kara iğrenç yüzüne vurgu yapmıştır. Emelleri için insani değerleri hiç düşünmeden feda edebilecek tüm canli cansız şeyleri kullanabilecek olan siyasetçilerin acımasızlığı sizi günümüz dünyasında ki hükümetlerin katliamlarını düşünmeye sevk edecektir.
Her ne kadar okurun bazı vahşi fantezilerini kıpırdatsa da bitirdiğinizin ertesi günü sakinleşiyorsunuz.
Gerçektende üzerine çok düşünülecek çok tartışılacak satir aralarinda birçok toplumsal, bireysel sorunlari ve dini değerleri tartışan olağanüstü bir distopya.
SAYGILARIMLA iyi okumalar..