1992 yılı, ilk basım, günlerce güneşte bekletsem de küf kokusunu dağıtamadığım bir kitap :) İnsanın yüzündeki çizgilere sinen yaşanmışlık gibi kokuyor. Ne yapsam dağılmıyor.
İçeriğine gelince neden okuma sayısının bu kadar az olduğunu anlayamadım. Oysa kitap öyle nazenin ki... Tanınmış olmamasına veriyorum...
Yazar içinin yağmurlarını, baharlarda açan çiçeklerine ve döktüğü yapraklarını tek tek anlatmış. Hece hece ağlamış, bazı mısralarda gülümsemiş. Ben akıcı buldum ve beğendim.
Okuyunuz efendim, okutunuz!