Bazen kendi hayallerimiz ile yaşantımız arasında sıkışıp kalırız. Kimi zaman yaşadığımız hayatı beğenmeyiz, kimi zamansa yanımızdaki insanları. Hep daha farklısına meylederiz.
Neriman da kendi hayatı ile hayalleri arasında sıkışıp kalmış bir genç kız. Ders aldığı konservatuar da tanıştığı macit adındaki gencin bakımlılığına ve yaşamında ki o süslü hayata kendini kaptırmış, 7 senelik sözlüsünü, kendi yaşantısını beğenmez olmuş. Bir yandan evden biri gibi olan sözlüsü şinasiyi bırakmak istemiyor bir yandan da süslü, gösterişli bir hayat istiyor. Şinasi bu durumun her ne kadar farkında olsa da gerek nerimana olan sevgisinden gerek ise nerimanın babasına olan saygısından ses edemiyor. Neriman ya hayallerinin esiri olacak yada sevdasının muhafızı....
Kitapda bolca eski kelimeler olsada sıkmadan okutuyor kendini.
Eski, yırtık, pis ve iğrenç bir elbiseyi üstümden atar gibi bu hayattan ayrılmak, çıkmak istiyorum.
Şiddetle bir boşalma ihtiyacı duyuyordu: Ağlamak katıla katıla ağlamak, ağladıkça sarhoş olmak ve kendini kaybederek, hıçkırarak, hıçkırıklarının sesini duyarak ve katılarak, katıldıkça kendini toplayarak ve kendini topladıkça yeniden katılarak ağlamak...