Puan vermedi·350 syf.····Okunma: 10 Ekim 2020 23:59 Sahi 2+2 kaçtı?
Rakamın bir önemi var mıydı? Sonuç ne olursa olsun onlara dayattırılana itaat etmek zorunda değiller miydi? Başkaldırının mümkün olmadığı distopik bir toplumda sesinizi ne kadar çıkarabilirdiniz?
1984, okuyanların tekrar okumak istediği 1948'de tamamlanmasına rağmen yazılanların şu anda başka varyasyonlarda günümüzde tekrar ettiği ve herkesi durup düşünmeye sevk eden bir kitap.
Zaten Orwell ABD'deki bir sendikacıya yazdığı bir mektupta " Anlattığım toplumun bir gün mutlaka gerçek olacağını söyleyemesemde, ona benzer bir toplumun gerçek olabileceğine inandığımı söyleyebilirim." diyordu.
Orwell doğru söylüyordu. Biz bugün kendi düşüncelerimiz - üstelik bu düşüncelerin ideoloji tanımına girecek kadar sistematik bir temelde dayanması da gerekmiyor- kendi ideallerimiz uğruna neleri göze alıyoruz? Hakkımızı arayabiliyor muyuz işten çıkarılma uğruna, ne kadar sesimizi çıkarıyoruz otorite tarafından ezilen, zulüm gören, hapse atılan, ihraç edilen, ekmeğinden edilen insanlar için? Bunlar şu an bulunduğumuz dünyada olmuyor mu? Orwell haklıydı arkadaşlar. Orwell sonuna kadar haklıydı.
Partinin SAVAŞ BARIŞTIR! ÖZGÜRLÜK KÖLELİKTİR! CAHİLLİK GÜÇTÜR! sloganları adı altında insanları psikolojik olarak, zihnen daraltarak öngörüyü yok ediyorlar. Kendi doğrularını lanse edip 'çiftdüşün' sistemiyle birlikte insanları empoze etmeye çalışıyorlar. Bir yalanı söylerken o yalanın gerçek olduğuna inanmalısın, yalanın gerçek olduğuna inandığın gibi, aynı zamanda gerçek olmadığını da bilmek zorundasın. Gerçeklikle, yalan arasındaki o farkı minimal seviyeye indirmek zorundasın. Bilmelisin ama unutmamalısın. Ama SUSMALISINDA! Karşındaki kişiye onu gerçekmiş gibi aksettirip ve bu yalan gerçeği ona inandırmalısın. Ama sen neyin ne olduğunu bilecek kadar zeki ve ona hem kendin inanıp, hem insanları inandırıp, hem de savunacak kadar aptal olmalısın.
İstisnasız bir düşünce suçu var ve insanların günlük tutmaları dahi yasak. Düşünce polisi sürekli peşinizde. Çünkü, eğer günlük yazarsanız düşünürsünüz ve düşünmek bir suç. İnsanların düşünmelerini engellemek için, kelimeleri ortadan kaldırmak için çalışmalar yapılıyor. Yapılan çalışmalarla insanların bilincini sınırlandırıyorlar. Düşünürseniz onlara bağlı kalmazsınız. Onlara göre " Bağlılık, düşünmemek demektir, düşünmeye gerek duymamak demektir. Bağlılık bilinçsizliktir!" Bu sebeple de tüm insanları kendilerine bağlayıp insanların özgürlüğüne el koyuyorlar, kendilerine körü körüne inandırıp sorgulamaktan men ediyorlar. Ve bunu daha çocuk yaşta yapmaya başlıyorlar. Partinin iki hedefi var: Tüm yeryüzünü fethetmek ve her türlü bağımsız düşünme olasılığını tümden yok etmek olduğu için düşünmeye yönelik tüm hareketler yanlış, yasak ve suç. Senin kafandaki gerçeklik ilkesi tüm bunları reddedebilir fakat 2+2=4 ne kadar gerçekse 2+2=5 bi o kadar gerçektir.
Sistemin otoritesi öyle güçlüdür ki senin doğruların ve başkaldırın onların yalan gerçekliğinin yanında bir toz tanesi kadar önem arzetmez. Bununla beraber sizi doğduğunuza pişman ederler, öldürmezler ama türlü türlü işkenceler ederler, ölmek için yalvarır, canınızın kıymeti için sevdiğiniz kadına ihanet edecek hâle getirirler, ta ki siz onları kabul edene kadar. Yalnızca kabul etmekle bırakmazlar ve onları sevmenizi isterler ve buna zorlarlar. Buna inandıkları zaman sizi öldürürler. Kökünüz kazınır, külünüz havaya savrulur. Adınız kayıtlardan silinir, yaptığınız her şey yok edilir. Öyle birden ortadan kaybolursunuz. Sanki hiç doğmamış ve hiç yaşamamış gibi.
1984 hiyerarşi ve tahakkümün kötü yanını gözler önüne seren nadir kitaplardan biridir. George Orwell'ın güçlü anlatımı ile defaatle okunabilecek bu kitabını, öyle bir solukta değilde sindirerek okuyun ki her şeyin farkına varabilin.
Özgürlük, iki kere iki dört eder diyebilmektir. Buna izin verilirse arkası gelir.